27 Şubat 2016 Cumartesi

Orta Avrupa Film Festivali ve Film Afişleri Sergisi

Festival ve sergi, 29 Şubat Pazar saat 19:30 da İzmir Mimarlık Merkezi’nde, 4 ülkenin başkonsoloslarının katılımı ile açılacaktır. Hezarfen Film Galeri Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan ve Slovakya filmlerini İzmir’de ilk kez çok nadir bir film afişleri sergisi eşliğinde izleyiciye sunacak. 


Şehirdeki bu ilk Orta Avrupa Film Festivali’nin teması “Fantastik Dörtlü”. İzmir Mimarlık Merkezi’nin ev sahipliği yapacağı, Hezarfen Film Galeri, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Slovakya’nın işbirliğiyle oluşan festival ve sergi 28 Şubat-5 Mart 2016 tarihleri arasında gerçekleşecek. Festivalin bu ilk ayağı, geçmişte benzer dinamiklerle gelişen bu ülke sinemalarının ve sinematografilerinin fantastik, büyü ve korku motiflerine odaklanıyor. Festival seçkisi, özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından örnekleri öne çıkarıyor.

Proje Ortakları 

Hezarfen Film Galeri 
Macar Kültür Merkezi, İstanbul 
Macaristan Başkonsolosluğu 
Çek Cumhuriyeti Baş Konsolosluğu 
Polonya Baş Konsolosluğu 
Slovakya Baş Konsolosluğu 
İstanbul Çekleri, İstanbul’da Yaşayan Çekler Derneği 
Moravyan Galerisi, Brno 
İzmir Mimarlar Odası

Film Afişleri Sergisi

Sergide yer alan Çek, Slovak, Polonya ve Macaristan’dan film afişleri, serginin küratörü İstanbul’daki Gama Gallery Martin Maryška ile Brno’daki Moravyan Galerisi’nin küratörü Marta Sylvestrová tarafından, film afişlerinin Çekoslovakya, Polonya ve Macaristan’da bir sokak sanatı addedildiği 60’lar ve 70’ler döneminin parlak noktalarını sunmak için seçildi.


Polonyalı sanatçılar, bu kreatif geleneğin öncüleriydiler. Sürrealist resimleriyle, 1950’lerde sosyalist realizmin ideolojik taleplerini zaten aşmışlardı. Bu Polonya Afiş Okulu, Orta Avrupa bölgesinin tamamındaki afiş ve poster sanatında büyük bir etki bıraktı. Franciszek Starowieyski, Jan Lenica ve diğer Polonyalı sanatçılar Orta Avrupa’daki ressamlar, baskı ressamları, heykeltıraşlar, sahne ve film yönetmenleri, sanatçının kendini ifa etme biçiminin bir döneminin görsel değerini oluşturdular. 

Film afişleri, sadece film tanıtımları için değillerdi, filmlerin temel bir tamamlayıcılarıydılar da. Yoldan geçenleri, ayırt edici estetiğiyle cezbederek film performansına davet ediyorlardı. Nevi şahsına münhasır bir sanat eseri gibi, kendilerine bakanların dikkatlerini üzerlerine çekiyorlardı. Afişlerin dili, temsil ettikleri filmlerin yüksek kalitesinden esinlenerek, duygu ve hayal gücü, etki ve his çağrısında bulunan sembolik, betimleyici olmayan simgelerden oluşuyordu. Özgür bir hayal gücünün ürünü olan afişler, fantazmagori, absürt, korku, tuhaflık, peri masalları ve düşlerin paralel dünyalarına fantastik bir yolculuğa çıkarıyordu bakanları.


Sadece bazı sanatçılar grafik tasarım eğitimi almışlardı. Dolayısıyla eğitim almamış olanlar, el yazımı metinlerle, kesilmiş harflerle oluşturulan kolajlarla, ürünlerine oldukça kişisel bir ruh katan çerçeve-dışı yazı teknikleriyle, yani belli topografi ilkeleriyle yabancılıklarını çözmeyi başardılar. Ayrıca, absürt mizah, bir düşünme tavrıydı. Orta Avrupa’daki anlamsız ve irrasyonel totaliter zamanlarda bir yaşam tarzıydı. Film afişlerinde grotesk bir tarza yol açmakla beraber, dönemin genel görsel sanatına da yansıdı bu. 

Devlet destekli kültürde, film afişlerinde ticari sloganlar, ünlü kişilerin resimleri ya da sponsor logoları bulunmasına gerek yoktu, çünkü afişler filmi izleyiciye satma değil, tanıtma aracıydı. Ayrıca, metin ve tarz dikte eden düzenlemeler de bulunmuyordu. Afişler, sanatçılara, özgürce kullanabilecekleri açık ve yaratıcı bir alan açmıştı. Sanatçılar, devlet sansürü ya da otosansür kurallarına aşinaydılar ve bunları aşmak için, bazı zarif görsel oyunlarda bulundular. 

Ayrıntılı bilgi için: www.hfgaleri.com

.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder