12 Eylül 2014 Cuma

Rozetini Satmayan Aynasız: Otuz Yıllık Tutkulu Bir İz Sürüşün Hikâyesi


‘Frank Serpico’ adı, polisiye sinemaya meraklı olanlar için bir muamma değil… Milyonlarca sinemasever bu karizmatik beyazperde kahramanını, ünlü aktör Al Pacino’nun 1973 tarihli klasikleşmiş polisiye serüven filminden dolayı, şöyle böyle de olsa tanıyor.


Ancak, sinema yazarı ve tarihçisi Ali Murat Güven, ibretlik olaylarla dolu hayatı sinemaya aktarılan gerçek Serpico’ya ilk gençlik yıllarından bu yana duyduğu hayranlığı birkaç adım daha ileriye taşıyarak, çeyrek yüzyılı aşan bir takibin sonucunda “dünyanın en ünlü polisi”ne ulaştı ve O’nun hakkında biyografik bir kitap hazırladı. Söz konusu kitap şimdilerde ülkemizin “çok satanlar” listesinde adım adım zirveye tırmanıyor.
Bu kitap, iç sayfalarında onun hakkında görüş beyan eden bir okurunun da içtenlikle belirttiği gibi, sinema sektöründe “benzeri çok az görülebilecek türden bir vefanın”; başka bir deyişle “sevgi, hayranlık ve tutkuyla bezenmiş görkemli bir iz sürüşün” dışa vurumu…




Sinema dünyasıyla yakından ilgilenenler, doğal olarak, kimi zaman gündem oluşturucu, kimi zaman da fazlasıyla polemikçi eleştiri tekniğinden dolayı ünlü sinema yazarı Ali Murat Güven’i yakından tanıyorlar hiç kuşkusuz… Kızanları kadar sevenleri de bol olan yazar, çeyrek yüzyılı geride bıraktığı renkli meslek hayatıyla sinema haberciliği ve film eleştirmenliği mesleklerinin ülkemizdeki en kıdemli adları arasında yer almakta…

2012 yılına kadar günlük bir ulusal gazetede son derece popüler bir sinema sayfası hazırlayan Güven, o yılın ekim ayında kişisel nedenlerle merkez medyadaki gazetecilik hayatına âni bir nokta koymuş, bundan sonraki süreçte ise bir yandan kendisi tarafından kurulan özel bir sinema-TV okulunda eğitmenlik yapmaya, diğer yandan da yine ağırlıklı olarak sinema sektörünün ele alındığı kaynak kitaplar yazmaya başlamıştı.

FİLMİ İZLEDİ, BAŞ KARAKTERE TUTKUYLA BAĞLANDI

Ağustos ayının ilk haftasında piyasaya sürülen “Rozetini Satmayan Aynasız”, yazar açısından oldukça hareketli geçen uzun meslek yıllarından sonra, bir çeşit inzivâ sayılabilecek olan bu görece sessiz sakin dönemin ürünlerinden biri… Kitabın yazımı ve basımının yaklaşık bir yıl sürdüğünü belirten Güven, “Ancak, böyle bir eserin ilk kıvılcımının kafama ne zaman düştüğünü soracak olursanız, bundan çok uzun yıllar önce… Henüz gencecik bir lise öğrencisiyken, bir pazar günü, o dönemin tek kanallı, yeni yeni renklenen TRT’sinde ‘Serpico’ filmini ilk izlediğimde…” 


Yönetmenliğini polisiye sinemanın Amerikalı ustalarından Sidney Lumet’in üstlendiği, filme adını veren polis memurunu ise Al Pacino’nun –olağanüstü bir oyunculukla- canlandırdığı “Serpico”, günümüzde suç sinemasının hemen akla gelen ilk beş-on filmi arasında yer alan gerçek bir klasik… 1980’lerin ortalarında, bütün meslek hayatı boyunca namuslu kalmaya ve mesleğine gölge düşürebilecek her türlü rüşvet, yolsuzluk, kayırmacılık ve kirli ilişkiyle ölesiye savaşmaya yemin etmiş Amerikalı yiğit bir narkotik şube dedektifinin gerçek hayat hikâyesinin ele alındığı bu sarsıcı filmi izleyip baş kahramanına hayran olan Ali Murat Güven, o günden sonra da ne filmi, ne de filme esin kaynağı olan gerçek karakteri asla unutmamış. “1980’ler ve 1990’larda kıtalararası bir irtibat için koşullar bugünkü gibi kolay değildi. İnternetin esamesinin bile okunmadığı o yıllarda, içim içime sığmamasına rağmen, ABD’de bir yerlerde yaşayan gerçek Frank Serpico’ya ulaşmayı bir türlü başaramadım. Yalnızca, onunla ilgili olarak, binbir güçlük içinde elime geçirdiğim bazı ufak tefek kaynak kitaplarla yetinmek durumunda kaldım. Ta ki 2005 yılı sonbaharına kadar…”

O dönemde, karmaşık bir telefon bağlantıları zinciriyle ABD’nin New York eyaleti kırsalındaki mütevazı çiftlik evinde yaşayan gerçek Serpico’ya akıllara zarar çabalar sonucunda ulaşıp onunla uzun bir röportaj yapmış yazar… Ve bu nehir röportajı da yine o günlerde çalıştığı gazetede beş bölümlük bir yazı dizisi olarak yayımlanmış.

“Hiç tartışmasız, o yılın olay röportajına dönüşmüştü” diyor şimdi, dokuz yıl önceki bu gazetecilik çalışmasını hatırladığında Güven, “İnternet sitemizde yüz binlerce kez tıklandı ve posta kutuma, önemli bir bölümü polis memurlarından olmak üzere, yurdun dört bir köşesinden binlerce mektubun yağmur gibi yağmasına neden oldu. Okurlarımız, hayatta onuru ve dürüstlüğü her türlü gelip geçici menfaatin önüne koymuş bu özel adamı tanıdığı için çok mutlu olmuştu. Özellikle de zorluklarla dolu mesleklerinde kendilerine tutunacak bir dal, bir tür rol model arayan genç polisler bayılmışlardı Amerikalı usta meslektaşlarının kendilerine verdiği öğütlere…”

2012’DE, BU KEZ YÜZYÜZE GÖRÜŞME

 

Ali Murat Güven’in Frank Serpico ile 2005 yılında telefon yoluyla yaptığı röportaj, o sıralarda biri 37, diğeri ise 68 yaşında olan bu iki adam arasında güçlü bir dostluğun doğmasına da vesile olmuş. Güven, “O tarihten sonra ne ben O’nu, ne de O beni hiç unutmadık” diyor ve ekliyor:

“Telefonla yaptığımız nehir söyleşi güzeldi, etkileyiciydi, ancak bir kitabın hacmini doldurabilecek çapta değildi. Dahası, ele aldığım hayat hikâyesinin sahibiyle yan yana bir tek kare fotoğrafım bile olmaksızın böyle bir kitabı yayına vermem, okur nezdinde gayrı ciddi de görünebilirdi. Serpico ile bu kez yüz yüze yapılacak olan ikinci büyük görüşmeyi gerçekleştirme fırsatını 2012 yılı nisan ayında yakaladım. ABD’nin sosyal ortamlarında boy göstermeyi pek sevmeyen çocukluk kahramanım, New York’taki John Jay Ceza Hukuku Yüksekokulu’nun ısrarlarını kıramamış, bu prestijli üniversiteye “onur konuğu” olarak özel bir konuşma yapmaya geliyordu. Ve o davetin haberi bir biçimde bana da ulaştı. Haberi aldıktan yalnızca bir hafta sonra, kırk haftanın çarşambasını birbirine denk getirerek New York’ta, John Jay Yüksekokulu’nda ‘eski dostum’ Frank Serpico ile ilk kez karşı karşıya oturup sohbet ediyordum.”

Ankara merkezli bir polis vakfı olan GÜSAM’ın (Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi), 6 bin nüsha gibi, ülkemiz için gayet iddialı bir ilk baskı tirajıyla yayımladığı “Rozetini Satmayan Aynasız”, hem içeriği hem de teknik kalitesi itibarıyla gerçekten sıradışı bir kitap… Öncelikle, yayıncıların bol fotoğraflı ve dahası renkli kitap baskılarını yüksek maliyet gerekçesiyle pek fazla tercih etmedikleri bir dönemde, yayınevinin bu projeye verdiği özel önemden dolayı baştan aşağı renkli basılmış. 288 sayfalık kitabın içeriğinde 400’e yakın renkli ve siyah-beyaz görsel var. Ki bunlar cidden çok hoş, tarihsel değeri olan belge-fotoğraflar…

Yanısıra, metin bölümleri de kâh Dedektif Serpico ile sorulu-cevaplı bir nehir söyleşi, kâh yazarın kolay okunan makaleleri şeklinde akıp gidiyor. “Okuru fazla zorlamayacak bu üslûbu kitabımda özellikle benimseyip uyguladım” diyen Güven, pek çok insanın yalnızca 6-7 saatlik bir otobüs ya da uçak yolculuğunda kolayca okuyup bitirerek “anlatılanlardan allak bullak olacağı görkemli bir hayat dersi sunmayı” amaçladığını, bunu da su gibi akıp giden, alabildiğine rahat Türkçe’ye sahip bir biyografi üzerinden gerçekleştirdiğini söylüyor.

“HEDEFİMİZ, POLİSİN AHLÂKÎ ÇITASINI İYİCE YÜKSELTMEK” 

Son olarak, Güven’e böylesine sıradışı bir kitabı kaleme almaktaki amacının ne olduğunu sorduğumuzda, bizlere şu yanıtı veriyor:

“Ülkemizde, öncelikle polis teşkilâtında, genel olarak da kamu sektörünün bütün cephelerinde genel bir iyilik, iyileşme, temizlenme, arınma hareketinin başlatılmasına bir fiske de olsa katkıda bulunmak… Daha ciddi, daha dürüst, daha yurtsever, daha ahlâklı, yasalara daha bağlı, daha özverili bir polis ve devlet memuru kuşağının doğup yetişmesi ülküsüne -dünyanın bu alandaki en önemli simgesi Frank Serpico’yu dört dörtlük bir rol-model olarak kullanarak- karınca kararınca katkıda bulunmak…

Kitabımda da sıklıkla belirtildiği üzere, Serpico’nun Amerikalı olmasının, kitapta ele aldığımız ana mesele, bir başka deyişle ‘büyük resim’ açısından en küçük bir önemi bile yok… Hayatını doğruluğa, dürüstlüğe adamış olan bu yürekli adam rahatlıkla Çinli, Rus, Kenyalı, Türk, Fransız ya da Alman olabilirdi. Önemli olan, New York doğumlu bu ufak tefek polis memurunun, Amerikan emniyet teşkilâtında 13 yıl boyunca, çevresindeki hemen bütün meslektaşlarının sevgisi ve desteğini yitirmek, yapayalnız kalmak, aç kalmak, en nihayet hayatını yitirmek pahasına verdiği o muhteşem ahlâk mücadelesi… Bu mücadeleden, Türk polislerinin, Türk kamu görevlilerinin de alacakları çok önemli dersler var. Bu kitabı para kazanmak için değil, daha yüksek standartlara ulaşmış bir devlet örgütlenmesine kavuşma yolunda, devletin çabalarına mütevazı bir katkı sunmak amacıyla yazdım.

Ülkemizdeki polis ordusunun da bu iyi niyetli çabamı sahipsiz bırakmayacaklarına inanıyorum. Hoş zaten, yalnızca bir ayda ilk baskısı neredeyse yarılandı. Yakında ikinci baskı da yapılacaktır. Mesajımın, muhataplarında karşılığını kısa sürede bulmuş olmasından dolayı çok mutluyum.”
“Rozetini Satmayan Aynasız”

GÜSAM (Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi) Yayını

Yazan: Ali Murat Güven

İlk baskı: 2014-Ağustos / 6000 Adet

288 Sayfa / Tümüyle Renkli

Fiyatı: 20 TL

Satış Noktaları: http://dukkanlar.gittigidiyor.com/BESTSELLING_BOOKS/




.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder