5 Eylül 2013 Perşembe

Altın Koza’da Kuzey Işıkları

16-22 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek Adana Büyükşehir Belediyesi 20. Altın Koza Film Festivali’nin dünya sineması bölümünde, İskandinavya sinemasının en seçkin örnekleri izleyiciyle buluşacak. ‘Kuzey Işıkları’ başlıklı bölümde, Finlandiyalı üstad Aki Kaurismaki’den genç İzlandalı Dagur Kari’ye, beş ülkeden sekiz sinemacının son yıllara damgasını vuran filmleri yeralıyor.



Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Zihni Aldırmaz, 16 Eylül tarihinde başlayacak 20. Altın Koza Film Festivali’nde bu yıl, İskandinavya sinemasının en önemli ve seçkin örnekleriyle özel bir bölüm hazırlandığını belirtti. ‘Kuzey Işıkları’ başlıklı bu bölümde, Finlandiyalı üstad Aki Kaurismaki’den genç İzlandalı Dagur Kari’ye, beş ülkeden sekiz sinemacının son yıllara damgasını vuran filmleri var.

Kuzey cenahının soğuk ve sisli havasından kahkahalarla güldüren, iç ısıtan, kayıtsızlığı dağıtan, yürek burkan filmler!

Aki Kaurismaki, Kuzey sertliği ve yalnızlığını kara mizahla hepimizin ortak olduğu birer insanlık komedyasına dönüştüren bir usta olarak, tüm zamanların en trajik kahramanlarından Hamlet’i büyük bir şirkette dönen entrikaların ortasına atıvermiş. “Hamlet İş Dünyasında/Hamlet Goes Business” (1987), para ve güç zaafının bizi insanlıktan çıkardığı halleri tiye alıyor.

Finlandaya’dan İstanbul’a bir yol, bu yolda da zombi misali gezinen bezgin bekir bir bas gitarist var. Kaurismaki biraderlerin büyüğü Maki Kaurismaki imzalı “Zombi ve Hayalet Tren/ Zombie Ja Kummitusjana” (1991), sisteme uyum sağlamaya gönülsüz bir genç adamın yaşadığı absürd ve komik hallerin filmi.



Dogma akımının öncüsü, yaratıcı takıntılarıyla ünlü Danimarkalı Lars von Trier’in ‘küçük’ ama iddialı filmi “Emret Patronum / Direktoren for det Hele”, çalışan ve patron arasındaki oyuncaklı durumları anlatıyor.
Ne yediğiniz yemeğin, ne de aşık olmanın keyfine varabildiğiniz hissiz bir ortam. Norveçli Jens Lien, dünya festivallerinde baştacı edilen “Uyumsuz Adam/ The Bothersome Man”de bu duruma uyanan sıradan bir adamın başına neler gelebileceğini incelikli bir mizahla tasarlamış.

“Mutfak Hikayeleri/Salmer fra kjokkenet” (2003) adlı film ‘mutfak nasıl işlevsel olmalı’ gibi ‘akılcı’ bir sorudan yola çıkıp hassas insan ruhuna ulaşıyor. Memleketinde çektiği “Yumurtalar” ve ABD yapımı “Factotum”la ünü yayılan Norveçli yönetmen Bent Hamer’den müthiş bir yalnızlık ve dostluk filmi.

Müzikal bir polisiye komedi, gürültülü bir isyan; “Yaşamın Ritmi/Sound of Noise”, kenti orkestra, gündelik eşyaları da birer enstrüman gibi kullanarak seslerini yükselten müzisyenleri yakalamaya çalışan, müzik düşmanı bir polisin öyküsünü dahice buluşlarla anlatıyor. İsveçli yönetmenler Ola Simonsson ve Johannes Nilsson, günlük hayatın ritmine ve seslerine karşı duyarsızlaştığımızı neşeyle yüzümüze vuruyorlar.

Bol ödüllü “Buzdan Hayaller/Noi Albinoi”’nin yönetmeni İzlandalı Dagur Kari, “Tutunamayanlar/Voksne mennesker” (2005) ile yine genç ve ayrıksı olmak üzerine müthiş incelikte gözlemler yapmış. Bir nevi 60’lar sineması ve ruhuna saygı duruşu.

Felaketin eşiğinde bir dünya ve insanlığın durumuna dair keskin bir taşlama! 70′li yılların İsveç sinemasında çıkış yapan Roy Andersson’ın yönettiği “İkinci Kattan Şarkılar/Sanger fran andra vaningen”, 45 kısa öykücükten oluşan çarpıcı bir film. Film, 2000 yılının Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü paylaşmıştı.




.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder