22 Mart 2013 Cuma

Yıldız Kısa Film Festivali Başlıyor!

Yıldız Kısa Film Festivali başlıyor! Yola çıktığı ilk günden bu yana sinemaseverlerin ilgisiyle büyüyen Türkiye’nin ilk ve bağımsız öğrenci organizasyonu Yıldız Kısa Film Festivali dokuzuncu kez sinemaseverlerle buluşuyor. Y.T.Ü. Sinema Kulübü tarafından düzenlenen, jüriliğini sinema sektörünün özgün ve seçkin isimlerinin oluşturduğu festivalin son katılım tarihi 29 Nisan 2013. 



13 Mayıs tarihinde açılış etkinlikleriyle başlayacak olan festival hafta boyunca yapılacak gösterimlerle devam edecek. 17 Mayıs akşamı gerçekleşecek olan ödül töreni ve kokteyl ile son bulacak. Hafta boyunca yapılacak olan gösterimlerin yanı sıra; panel, söyleşi ve atölyelerle katılımcılara keyifli anlar sunmayı amaçlayan festival herkese açık. Etkinlik mekânı Y.T.Ü. Davutpaşa ve Beşiktaş kampüsleri. 

KISA FİLM YARIŞMASI 

Festival kapsamında düzenlenecek yarışma bölümüne ulusal çapta tüm öğrenciler katılabilecekler. Yarışmaya katılan filmler, YTÜ Sinema Kulübü danışmanı Uğur KUTAY başkanlığında, YTÜ Sinema Kulübü Festival Ekibinden oluşan ön jüri tarafından değerlendirilecek. Ön jüri değerlendirmesinden geçen filmler arasından kurmaca, canlandırma ve deneysel dallarda ilk üçe giren filmler esas jüri tarafından belirlenecek. Esas jürinin belirlediği her dalda en iyi üç film ve özel ödül olmak üzere toplam on film gala gecesinde ödüllendirilecek.

KISA FİLM GÖSTERİMLERİ 

Festivale kabul edilen filmlerin gösterimleri 13 Mayıs'ı takip eden hafta boyunca Y.T.Ü. Beşiktaş kampüsündeki gösterim mekânlarında izleyicilerle buluşuyor. İnternet ve diğer basın organlarıyla duyurusu yapılacak program içerisinde yerli yapımların yanı sıra uluslararası festival seçkileri de bulunacak. Katılımın tüm sinemaseverlere açık ve ücretsiz olduğu etkinlik içerisinde bir gün de açık hava gösterimi de var.

PANELLER VE ŞÖYLEŞİLER 

Festival kapsamında sinema dünyasından seçkin konukların katılımıyla sinema ve kısa film üzerine, panel ve söyleşiler düzenleniyor. Bu etkinliklerle; sinemayla ilgilenen gençlerle profesyonellerin bir araya getirilip düşünce ve birikimlerin paylaşılabildiği bir platform oluşturuluyor. Toplantı, söyleşi ve sosyal etkinliklerle, genç sinemacılar arasında iletişim ve dayanışmayı güçlendirmek hedefleniyor. 

Ayrıntılı bilgi için: 

Filmlerin Gönderilebileceği Adres: 
Yıldız Kısa Film Festivali 
Yıldız Teknik Üniversitesi, Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Sinema Kulübü 
Barbaros Bulvarı, PK:34349 Yıldız/İSTANBUL 
iletisim@yildizkisafilm.com 


.

17 Mart 2013 Pazar

32. İFF Biletleri Büyük İlgi Gördü

İKSV tarafından Akbank sponsorluğunda düzenlenen 32. İstanbul Film Festivali, 30 Mart Cumartesi günü başlıyor! Festivalin biletleri geçen Cumartesi satışa çıktı; biletler için gişe önlerinde uzun kuyruklar oluştu. 



Gişelerini 16 Mart Cumartesi günü açan 32. İstanbul Film Festivali biletlerine sinemaseverler yoğun ilgi gösterdi. Atlas, Beyoğlu ve Rexx sinemalarında açılan gişelerde, hafta sonu boyunca devam eden uzun kuyruklar oluştu. Bilet satışlarına yoğun ilgi vardı; festival filmlerinin gösterimleri için 50.000’in üzerinde bilet satıldı. Festivalde sadece 5 TL’den satılan hafta içi gündüz seansları sinefillerden büyük ilgi gördü. Festival izleyicilerinin biletlerini hızla tükettiği I’m So Excited / Aklımı Oynatacağım, Stoker / Lanetli Kan, Night Train to Lizbon / Lizbon’a Gece Treni ve Before Midnight / Geceyarısından Önce filmlerine ek seanslar konuldu. Festival gösterimlerine eklenen seanslar ve festivalle ilgili tüm güncel bilgiler film.iksv.org adresinden takip edilebilir. 

Bilet bulamayan sinemaseverlere ufak bir hatırlatma: Seans öncesi gişelerde teslim alınmayan davetiyeler satışa sunuluyor. Görmek isteyip de bilet bulamadığınız filmler için, gösterimlerden önce sinema salonlarına uğramanızda fayda var. 

Festivalde bilet fiyatları tam 15 TL, “Akbank Galaları” bölümündeki filmler dışında öğrenci ile 65 yaş ve üstü sinemaseverler için 10 TL. Hafta içi gündüz seanslarındaki indirimli bilet uygulaması bu yıl da devam ediyor. Festival boyunca, hafta içi gündüz seansları yalnızca 5 TL

Sinemaseverler biletlerini Beyoğlu’nda Atlas ve Beyoğlu, Kadıköy’de Rexx sinemaları gişelerinden temin edebilirler. 

MIKE FIGGIS İKİ FİLM VE BİR SİNEMA DERSİYLE FESTİVALDE! 

İstanbul Film Festivali'nin bu yılki konuklarına bir yenisi daha eklendi! Leaving Las Vegas / Elveda Las Vegas’ın ünlü yönetmeni Mike Figgis, sinema dersi vermek için festivale geliyor. Festivalin, Jameson sponsorluğundaki “Ustalar” bölümünde Suspension of Disbelief / Gördüğüne İnan ve Love Live Long / Çok Yaşa Aşk filmleriyle yer alacak yönetmen, Çok Yaşa Aşk filminin festivaldeki gösteriminin ardından bir sinema dersi verecek. 



Yönetmenin, Londra’dan yola çıkan Gumball Rallisi’nin İstanbul ayağını izlemek üzere şehrimize geldiğinde çektiği Çok Yaşa Aşk, 2 Nisan Salı günü 14.00’da Pera Müzesi’nde gösterilecek. İstanbul’da yedi gün boyunca yaptığı çekimler sonucunda gerçeklikle hayalin sınırlarını zorlayan, sadakatsizlik, yalnızlık ve hızlı yaşamın tatsız sonuçları üzerine cesur bir film ortaya çıkaran Mike Figgis’in sinema dersi gösterimin ardından, 16.00’da başlayacak. Dijital sinemaya adım atan ilk yönetmenlerden olan Figgis sinema dersinde, sinemanın yeni sınırlarından, dijital sinemadan ve konu üzerine yazdığı kitaptan söz edecek. 

İstanbul Film Festivali hakkında ayrıntılı bilgi için: 
İstanbul Film Festivali’ni sosyal medyada takip etmek için: 


12 Mart 2013 Salı

Akbank 9. Kısa Film Festivali Başlıyor!

Bu yıl 18 - 28 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek Akbank 9. Kısa Film Festivali, yurt içi ve yurt dışından geniş katılımı, yeni bölümleri, atölye çalışmaları ve söyleşileriyle sinemaseverlere 10 gün boyunca keyifle izleyecekleri dopdolu bir program sunuyor. Rekor sayıda 606 filmin başvurduğu Festival, yarışma ve yarışma dışı bölümleri ile farklı renkler, coğrafyalar, kültürler ve düşünceleri bir araya getiriyor. 



Festival’in “ULUSLARARASI BÖLÜM”ünde bu yıl Türkiye, Almanya, Brezilya, Yeni Zelanda, İsviçre, Fransa, İtalya, Kore, Kanada, Kenya, Somali, İspanya, A.B.D, Belçika, Yemen, İngiltere, Avustralya, Arjantin, Rusya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Hollanda filmlerinden oluşan bir seçkinin yanı sıra; Cannes, Clermont-Ferrand, Rotterdam, Berlin, Venedik gibi dünyanın saygın festivallerinde gösterilen ve ödül alan kısa filmler de sinemaseverlerle buluşacak.

Festivalin “KISADAN UZUNA” bölümü, bu yıl yönetmen Emin Alper’i konuk ediyor. İlk uzun metrajlı filmini çeken ve dünyanın farklı sinema etkinliklerinden aldığı ödüllerle tanıdığımız başarılı yönetmen, Festival’de yapacağı söyleşide sinema serüvenini aktaracak. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi Tepenin Ardı” ile “Rıfat” ve Mektup” isimli iki kısa filmi Festival kapsamında gösterime sunulacak.

Bir başka usta Vedat Atasoy’a ayrılan “BELGESEL SİNEMA” bölümünde, yönetmenin “Güneş Başkenti Freiburg”, “Engelsiz Yaşam Öyküleri”, “Karçal: Kuzeyin Çığlığı”, “Birlikten Doğan Güç: Fransa” belgeselleri gösterilecek. Vedat Atasoy, ayrıca Belgesel Sinema” başlıklı söyleşi ile deneyimlerini izleyici ile paylaşacak.

Festival’in “DENEYİMLER” bölümüne ise, bu yıl Joan C. Gratz konuk oluyor. Akademi ödüllü Amerikalı animatör Joan C. Gratz, başarılı kısa filmlerin yanı sıra animasyonda kil boyama tekniğinin dünyadaki öncüleri arasında. Joan C. Gratz, Akbank 9. Kısa Film Festivali’nde yapacağı söyleşi ile animasyon filmi deneyimlerini kısa filmcilere anlatacak.



Bu yıl ilk kez yarışma kategorileri arasına eklenen “CANLANDIRMA KISALAR” bölümünde, Türkiye’den 10 Film, “En İyi Canlandırma Film” ödülü için yarışacak. Aynı bölümde ayrıca dünyadan seçkin canlandırma örneklerine de yer verilecek.

Akbank 9. Kısa Film Festivali’ne bu yıl yeni eklenen bir diğer bölüm ise; “DENEYSEL KISALAR”. Bu bölümde Norveç, Finlandiya, Almanya, Malezya, Hollanda, Japonya, Estonya ve Türkiye’den türünün seçkin örneği 9 film sergilenecek.

“ÖZEL GÖSTERİM” bölümünde ise; Nilüfer Saltık’ın ”Pera Güzeli Laterna” adlı filmi izleyiciyle buluşacak.

Festival, söyleşileri ile sinema dünyasının önemli isimlerini sinemaseverlerle bir araya getirecek. Dijital Sinema Üretim Aşamaları ve Dağıtımı başlıklı söyleşide Tuğushan Özdener, Erkan Cerit, Kemal Ural; Sinemada Yapımcı Modeli ve Yeni Mecralar” başlıklı söyleşide Yamaç Okur, Sevilay Demirci, Nadir Öperli; “Türkiye ve Dünyada Animasyon Filmler” söyleşisinde ise Yrd. Doç. Dr. Güven Çatak, Cemal Erez ve Galip Tekin Akbank 9. Kısa Film Festivali’ne konuk olacak.

Ayrıca Festival boyunca Akbank Sanat’ın üçüncü katında; Feza Çaldıran ile Görüntü Yönetmenliği”, “Berat İlk ile Bir Dünya Yaratmak için Animasyon”, “Tuğushan Özdener ile Dijital Sinema” ve Mehmet Güleryüz ve Feza Sınar ile Setem’in Sinema Endüstrisi Nitelikli Yardımcı Eleman Yetiştirme Projesi” atölye çalışmaları gerçekleştirilecek.

Akbank 9. Kısa Film Festivali jürisi bu yıl dört farklı kategoriden oluşuyor. Festivalin, 416 filmin başvurduğu yarışmalı bölümü Festival Kısaları Ön Eleme Jüri Kurulu’nda; Oyuncu ve Oyuncu Koçu Bahar Kerimoğlu, Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Serkan Öztürk ve Yönetmen Selim Evci yer alıyor.

En İyi Kurmaca Film”i belirleyecek Kurmaca Kategorisi Jüri Kurulu; Oyuncu Şebnem Dönmez, Yönetmen Emin Alper, Görüntü Yönetmeni Gökhan Tiryaki, Yönetmen Cemil Ağacıkoğlu ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalıdan oluşuyor.



En İyi Belgesel Film”i seçecek Belgesel Kategorisi Jüri Kurulu’nda ise; bu yıl Yönetmen Aslı Özge, Yazar ve Yönetmen Derviş Zaim, Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selahattin Yıldız, Yönetmen Rüya Arzu Köksal ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı bulunuyor.

En İyi Canlandırma Film”i belirleyecek Canlandırma Kategorisi Jüri Kurulu’nda ise Ressam Cemal Erez, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Uykusuz Dergisi Çizeri Galip Tekin, Canlandıranlar Derneği ve Asifa Türkiye Başkanı Berat İlk, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çizgi Film (Animasyon) Bölümü Başkanı Doç. Dr. Fethi Kaba ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı yer alıyor.

Jüri kurullarının Festival süresince yapacakları değerlendirmenin ardından belirlenecek. “En İyi Kurmaca Film”, “En İyi Belgesel Film” ve “En İyi Canlandırma Film” yönetmenleri 28 Mart 2013, Perşembe günü gerçekleştirilecek kapanış gecesinde Akbank Sanat tarafından 8.000 TL ile ödüllendirilecek.

29 ülkeden 102 film, 40 seans, 10 söyleşi ve atölye çalışması, sinema dünyasından 17 konuğun yer aldığı Akbank 9. Kısa Film Festivali’nin kapısı 10 gün boyunca herkese açık olacak ve tüm etkinlikler ücretsiz olarak Akbank Sanat’ta gerçekleşecek. Ayrıca film gösterimleri, Akbank Sanat’ın kafesinde eş zamanlı olarak gösterilecek.

Dünya festivallerinden filmlerle Akbank 9. Kısa Film Festivali’nde buluşmak ve detaylı bilgi almak için www.akbankkisafilm.com veya www.akbanksanat.com adreslerini ziyaret edebilirsiniz.


.

7 Mart 2013 Perşembe

32. İFF Programı Açıklandı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Akbank sponsorluğunda düzenlenen ve yaklaşık 150 bine ulaşan takipçisiyle Türkiye’nin en büyük sinema etkinliği olan İstanbul Film Festivali’nin otuz ikincisi 30 Mart’ta başlıyor. 


Festival sponsorluğunu dokuzuncu kez Akbank’ın üstlendiği İstanbul Film Festivali’nin otuz ikincisi, 30 Mart-14 Nisan tarihlerinde yapılacak. Her zaman olduğu gibi programındaki filmlerin niteliği ve çeşitliliğiyle öne çıkan 32. İstanbul Film Festivali, sinemaseverlere 20’nin üzerinde bölümde 200’ü aşkın filmin yanı sıra usta sinemacıların katılacağı söyleşiler, atölye çalışmaları ve sinema dersleriyle dolu iki hafta sunuyor. 

Festival bu yıl 2012 ve 2013’ün parlak filmlerinden unutulmaz sinema klasiklerine, usta yönetmenlerin başyapıtlarından Ocak ayında Sundance ve Şubat’ta Berlin Film Festivali’nde prömiyeri yapılan filmlere, Altın Lale ve FACE yarışmalarından belgeseller ve çocuk filmlerine uzanan bir yelpazede izleyiciyle buluşacak. Festival programında “Kadın Hikâyeleri” gibi yeni bir bölümün yanı sıra, uzun bir aranın ardından yeniden canlandırılan “Edebiyattan Beyazperdeye”, Eylül’de başlayacak 13. İstanbul Bienali işbirliğiyle hazırlanan “Ben-Kentli Vatandaş Değil Miyim?” ve “Gerçek Mucizedir: Carlos Reygadas” gibi özel bölümler yer alıyor. Festival kapsamında sektörden her yıl daha çok ilgi toplayan Köprüde Buluşmalar’ın da sekizincisi düzenlenecek. 

32. İstanbul Film Festivali programı 4 Mart Pazartesi akşamı Martı İstanbul Hotel’de düzenlenen bir toplantıyla, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner, Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil ve İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan tarafından basına açıklandı. 

Basın toplantısında daha sonra söz alan İstanbul Film Festivali Direktörü Azize Tan, festival programında yer alan filmler, festivale katılacak konuklar ve festival sırasında düzenlenecek etkinliklerle ilgili ayrıntılı bilgi aktardı.

FESTİVALİN AÇILIŞ VE KAPANIŞ TÖRENLERİ 

32. İstanbul Film Festivali, 29 Mart Cuma akşamı İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki açılış töreniyle başlayacak. Sunuculuğunu Memet Ali Alabora’nın yapacağı açılış töreni CNN TÜRK’ten canlı yayımlanacak. Törenin hemen ardından, Pedro Almodovar’ın, festival kapsamında “Akbank Galaları”nda izlenebilecek son filmi I’m So Excited / Aklımı Oynatacağım, festivalin açılış filmi olarak gösterilecek.



14 Nisan Pazar akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yapılacak kapanış ve ödül töreni ise NTV’den canlı yayımlanacak. Ceyda Düvenci ve Mert Fırat’ın sunacağı gecede, Altın Laleler ile festivalin diğer ödülleri açıklanacak. Törenin ardından Altın Lale Uluslararası Ödülü’nü kazanan film gösterilecek.

FESTİVALİN ONUR ÖDÜLLERİ 

İstanbul Film Festivali Onur Ödülleri bu yıl altı önemli isme veriliyor.

Festivalin açılış töreninde Türkiye sinemasına yıllar boyu emek vermiş oyuncu Lale Belkıs, görüntü yönetmeni Aytekin Çakmakçı, oyuncu Ahmet Mekin ve senarist Ayşe Şasa’ya festivalin Sinema Onur Ödülü takdim edilecek. Atıf Yılmaz’ın 1966 yılında çektiği, senaryosunu Ayşe Şasa’nın yazdığı Ah Güzel İstanbul, Lale Belkıs’ın rol aldığı Kalbimin Efendisi ve Ahmet Mekin’in oynadığı Bir Türk’e Gönül Verdim filmleri de festival programında gösterilecek.

Usta yönetmen Costa-Gavras da festivalin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü alacak. Missing / Kayıp, Z ve Eden is West / Cennet Batıda gibi filmlerinin ünlü yönetmeni Costa-Gavras’a ödülü, “Akbank Galaları” kapsamındaki filmi Capital / Kapital’in 7 Nisan Pazar günü Atlas sinemasında saat 13.30’da gerçekleştirilecek gösteriminden önce verilecek. Yönetmen, aynı gün 16.00’da Akbank Sanat’ta Alin Taşçıyan moderatörlüğünde bir de sinema dersi verecek.

Festivalin bu yılki en son onur ödülü ise, 32. İstanbul Film Festivali Altın Lale Uluslararası Yarışma Jüri Başkanı Peter Weir’e takdim edilecek. Gallipoli / Gelibolu, Dead Poets Society / Ölü Ozanlar Derneği, Green Card / Yeşil Kart ve The Truman Show / Truman Show gibi filmlerinin usta yönetmeni Peter Weir’e Sinema Onur Ödülü, festivalin 14 Nisan Pazar akşamı yapılacak kapanış ve ödül töreninde verilecek. Yönetmen, festival kapsamında sinema dersi de verecek. Peter Weir’in sinema dersi 12 Nisan Cuma günü 16.00’da Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Altın Lale Uluslararası Yarışma 

32. İstanbul Film Festivali’nin “Uluslararası Yarışma” bölümünde festivalin büyük ödülü Altın Lale için, sanat ve sanatçı temasını işleyen ya da bir edebiyat eserinden uyarlanan 12 film yarışacak. Şakir Eczacıbaşı anısına verilen Altın Lale Uluslararası Yarışma Ödülü, bu yıl da Eczacıbaşı Topluluğu tarafından 25.000 avroluk para ödülüyle desteklenecek. Bu ödülün 10.000 avrosu Altın Lale’nin sahibi olacak filmin yönetmenine, 10.000 avrosu filmin Türkiye’deki dağıtımını üstlenecek firmaya, 5.000 avrosu ise Jüri Özel Ödülü’nü kazanan filme verilecek.

32. İstanbul Film Festivali Altın Lale Uluslararası Yarışma Jürisi’nin başkanlığını Peter Weir üstleniyor. Weir’ın yanı sıra jüride Berlin Film Festivali’nde Teddy Ödülü’nü kazanan, festivalin “Dünya Festivallerinden” bölümünde gösterilecek In The Name Of / …Adına filminin yönetmeni Malgoska Szumowska, İranlı oyuncu Fatemeh Simin Motamed-Arya ve Screen International dergisi sinema yazarlarından Marc Adams yer alacak.

Yılmaz Erdoğan’ın iki şairi konu aldığı filmi Kelebeğin Rüyası, “Uluslararası Yarışma”da Altın Lale için yarışacak filmlerden. İkinci Dünya Savaşı döneminden iki genç şairin, Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip’in hayat hikâyelerinden yola çıkan filmin başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ ve Mert Fırat’ın yanı sıra Belçim Bilgin, Farah Zeynep Abdullah ve Yılmaz Erdoğan yer alıyor.

İlk filmi Köprüdekiler, 28. İstanbul Film Festivali’nde “Ulusal Yarışma”da Altın Lale Ödülü’nü alan Aslı Özge’nin ikinci filmi Hayatboyu da “Uluslararası Yarışma”da Altın Lale için yarışacak. Hayatboyu, birbirinden kopamayan ama duygusal bakımdan tıkanan, biri sanatçı biri mimar, evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Şubat ayında Berlin Film Festivali’nin “Panorama” bölümünde ilk gösterimi gerçekleştirilen filmin başrollerini Defne Halman ve Hakan Çimenser paylaşıyor.



“Uluslararası Yarışma”nın bir diğer filmi, ödüllü yönetmen Bruno Dumont’un, Fransız kadın heykeltıraş Camille Claudel’in akıl hastanesindeki günlerini konu edindiği filmi Camille Claudel, 1915. Filmde sanatçıyı, Avrupa sinemasının yıldızlarından Juliette Binoche canlandırıyor. Film Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışmıştı.

Yönetmenliğini Tony Krawitz’in üstlendiği Avustralya yapımı Dead Europe / Ölü Avrupa, tarih, suçluluk ve sırlar üzerine bir film. Yönetmenin Yunan tragedyası formundan esinlendiği filmi, Avrupa’nın geneline yayılmış suçluluk hissini, ailesinin günahlarıyla yüzleşmek zorunda kalan Isaac karakteri üzerinden işliyor.

Yaron Zilberman’ın yönettiği A Late Quartet / Son Konser, Beethoven’in Yaylılar Dörtlüsü Opus 131 adlı olağanüstü eserinden esinleniyor. Son konserlerinden önce duygusal çalkantılar yaşayan bir klasik müzik dörtlüsünün ekseninde ilerleyen filmin kahramanlarını, Hollywood’un parlak oyuncularından Philip Seymour Hoffman, Catherine Keener, Christopher Walken ve Mark Ivanir canlandırıyor.

The Class / Sınıf filmi ile Altın Palmiye Ödülü kazanan Laurent Cantet’in ikinci İngilizce filmi Foxfire / Can Ateşi, Amerikan yazar Joyce Carol Oates’in Türkçeye de Can Ateşi adıyla kazandırılan Foxfire: Confessions of a Girl Gang romanının uyarlaması. 1950’lerde erkek egemen, şiddet ve gerilim dolu bir ortama dönüşen New York’ta, beş cesur genç kızın oluşturdukları çete, kadın isyanını çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Laurent Cantet, festivalin konuğu olarak İstanbul’a gelecek ve filminin gösterimine katılacak.

Yönetmenliğini Lenny Abrahamson’un üstlendiği, Kevin Power’in Bad Day In Blackrock adlı romanından uyarlanan What Richard Did / Ne Yaptın Richard?, Dublin’in kaymak tabakasından, altın çocuk tabir edildiği halde kendine güveni olmayan bir lise öğrencisinin bir anlık öfkesi sonucu trajediyle sonlanan hikâyesini anlatıyor.

Kenya’nın bugüne kadarki ilk Oscar adayı olan Nairobi Half Life / Yarım Kalan Hayat, ülkesinde yerli bir film için görülmemiş bir gişe başarısı yakaladı. Soluk soluğa izleyeceğiniz film, Kenya’da küçük bir köyden oyuncu olma hayalleriyle başkent Nairobi’ye gelen Mwas’ın hikâyesini anlatıyor. Yönetmen David Tosh Gitonga, içinde mücadele, hırs, suç, fahişelik ve yozlaşma geçen gerçek bir Nairobi hikâyesi anlatıyor.

It’s All So Quiet / Her Şey O Kadar Sessiz Ki yalnızlık, cinsel baskı ve yaşlanmak hakkında dokunaklı bir aile dramı. Gerbrand Bakker’in aynı adlı, çoksatan ödüllü romanını uyarlayıp yöneten, Hollanda’nın başarılı isimlerinden Nanouk Leopold. Film, Berlin Film Festivali’nde, Aralık ayında hayatını kaybeden başrol oyuncusu Jeroen Willems anısına gösterildi.

İran’ın yasaklı sinemacılarından Cafer Panahi’nin, yine gizlice ve yetkililerden izin almadan çektiği son filmi Closed Curtain / Perde, Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’ne layık görüldü. Film çekmesi 20 yıl boyunca yasaklanan Panahi’nin, ortak yönetmen Kamboziya Partovi ile birlikte çektiği Perde, hayat, gerçeklik ve film çekmek hakkında fikirler yürütürken, hem film türleri hem de öykü içinde öyküler arasında geziniyor.



Yasmina Khadra’nın Türkçe dahil 40 dile çevrilen ve dünya çapında çok satan kitabından aynı adla uyarlanan The Attack / Saldırı, İsrailli Arap doktor Emin’in, karısı hakkındaki asıl gerçeği keşfetmesini anlatıyor. Filmin yönetmeni Ziad Doueiri hikâyeyi olabildiğince sade ve gerçekçi bir şekilde aktarabilmeyi hedeflediğini söylüyor.

Tarkovski’nin Solaris’inin senaryosunu kaleme almış Ukraynalı Yahudi yazar Friedrich Gorenstein’in bir öyküsüne dayanan House With A Turret / Kuleli Ev’in yönetmen ve senaristi Eva Neymann. Film, sekiz yaşında bir çocuğun gözünden savaşla mahvolmuş bir ülkenin perişan durumunu anlatıyor. Karlovy Vary, Batum ve Tallinn’de ödüller kazanan filmin yönetmeni Eva Neymann, festivalin konuğu olarak İstanbul’a gelecek.

Kazakistan’ın en başarılı yönetmenlerinden Darezhan Omirbayev, senaryosunu da üstlendiği Student / Öğrenci filmiyle Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sını yepyeni bir bakış açısıyla beyazperdeye uyarlıyor. Bresson havası taşıyan Öğrenci, neredeyse elle tutulabilir yoğunluktaki umutsuzluk duygusuyla, komünizm sonrası korsan-kapitalist Kazakistan toplumunun acımasız bir politik incelemesi.

Altın Lale Ulusal Yarışma 

Altın Lale Ulusal Yarışma Ödülü için yapımı 2012-2013 sezonunda tamamlanan Türkiye’den filmler yarışacak. “Ulusal Yarışma” jüri başkanlığını, Türkiye sinemasının usta yönetmenlerinden Tayfun Pirselimoğlu üstlenecek. Altın Lale Ulusal Yarışma Jürisi’nin diğer üyeleri ressam Komet, oyuncu Nihal Yalçın, Montpellier Uluslararası Akdeniz Filmleri Festivali Direktörü Jean-François Bourgeot ve Cine+Club, Classic&Star ve Famiz kanallarının direktörü Bruno Deloye. Jüri festivalde, En İyi Film, En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik olmak üzere, toplam 9 dalda ödül verecek.



“Ulusal Yarışma” kategorisinde yer alacak filmler arasından jürinin seçeceği En İyi Film’e 150.000 TL, En İyi Yönetmen’e ise 50.000 TL ödül verilecek. İlk kez 2011 yılında para ödülüyle desteklenen Jüri Özel Ödülü bu yıl da en iyi ikinci filme verilecek. Onat Kutlar anısına verilecek bu ödülü kazanan filmin yapımcısına Efes tarafından 30.000 Amerikan doları takdim edilecek. Festivalde En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu seçilecek isimler 10.000’er TL alacak. 32. İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışma’da jüri ayrıca, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik dallarında da ödüller verecek.

Altın Lale Ulusal Yarışma’da ödül için bu yıl 10 film jüri karşısına çıkacak. Yarışmadaki 6 film dünya, 2 film ise Türkiye prömiyeri yapacak. “Ulusal Yarışma” bölümünün filmleri şöyle:

- Özür Dilerim / Cemil Ağacıkoğlu
- Yozgat Blues / Mahmut Fazıl Coşkun
- Saroyan Ülkesi / Lusin Dink
- Kelebeğin Rüyası / Yılmaz Erdoğan
- Köksüz / Deniz Akçay Katıksız
- Karnaval / Can Kılcıoğlu
- Hayatboyu / Aslı Özge
- Sen Aydınlatırsın Geceyi / Onur Ünlü
- Soğuk / Uğur Yücel
- Devir / Derviş Zaim


.

2 Mart 2013 Cumartesi

Korkusitesi Korku Ödülleri 2012 Sahiplerini Buldu!

Korku Sitesi’nin artık gelenekselleşen Korku Ödülleri’nin bu seneki sahipleri belli oldu! 



16 farklı dalda en iyileri seçen Korku Sitesi, 2012′nin en iyi film ödülünü The Cabin in the Woods‘a verdi. En iyi yönetmen ödülünü Berberian Sound Studio ile Peter Strickland kazanırken, en iyi senaryo ödülü gene The Cabin in the Woods‘a gitti. Diğer dallardaki ödülleri ve ödüllerin gerekçelerini öğrenmek için sizi Korku Sitesi‘ne alalım. 


.


1 Mart 2013 Cuma

Lawless (2012)

Lawless 2012 yılı mahsulü John Hillcoat tarafından yönetilmiş olan ABD yapımı bir film. Senaryosunu ünlü müzisyen Nick Cave’in yazdığı film, üç kardeşin Büyük Buhran olarak isimlendirilen 1930’lar Amerika’sında geçen hikâyesini anlatıyor. 



Nick Cave, on parmağında on marifet tanımına uyan nadir sanatçılardan biri. Avustralyalı Cave için kullanacağım sıfatların başına ‘ozan’ı koyardım herhalde. İnsanı kolayca avucunun içine almayı başaran şarkı sözleri gösteriyor ki kelimeler en büyük silahı. The Birthday Party ile başlayan, Nick Cave and the Bad Seeds ile devam eden muhteşem müzik kariyeri bile yeterliydi aslında Cave’in şu fani dünyanın unutulmaz isimleri arasında yer almasına. Sinemaya da bulaşmayı tercih etti, aktör, besteci ve senaryo yazarı olarak. Bu hafta gösterime girecek üçüncü senaryo denemesi Lawless’ın yönetmenlik koltuğunda ise bir önceki senaryosu The Proposition'ı (2005) de çeken John Hillcoat oturuyor. Hillcoat, en son, sert ve güçlü distopik yol hikâyesi The Road’u (2009) yönetmişti. 

Matt Bondurant’ın romanından uyarlanan Lawless, kaçak içki üretimi yaparak geçinen Bondurant kardeşlerin hikâyesini anlatıyor. Yirminci yüzyılın en büyük ve en uzun süren ekonomik krizlerinden biri olan ve Büyük Buhran olarak isimlendirilen dönemin başlangıcı 29 Ekim 1929 olarak gösterilir, yani Kara Salı olarak da bilinen, Wall Street’in çöktüğü tarih. Bir anda bütün dünyayı etkileyen ABD kaynaklı ekonomik krizin hemen akabinde II. Dünya Savaşı patlak verir. Krizin sona ermesi ile savaşın bitiş tarihlerinin birbirine yakın olması ise tesadüften çok uzaktır. 



Lawless’ın hikâyesi, bu kriz döneminin hemen başında, 1931 yılında Franklin, Virginia’da başlar. Forrest, Howard ve Jack isimli üç kardeş, bölgedeki herkes gibi kaçak içki üreterek geçimlerini sağlamaktadır. Çevrelerinde kardeşlerin ölümsüz olduğu yönünde bir efsane dolanmaktadır. Bunun sebebi, Howard ve Forrest’ın ayrı ayrı milyonda bir denilecek şanslarla ölümden döndükleri yaşanmışlıklardır. I. Dünya Savaşı sırasında Howard'ın görev aldığı tabur denizde boğulur ve koca taburdan bir tek Howard sağ olarak kurtulmayı başarır. Aynı yıl ülkeyi silip süpüren İspanyol gribine yakalanan Forrest, bütün olasılıkların aksine bu öldürücü hastalıktan kurtulur. İşte bu yüzden, Bondurant kardeşleri hiçbir şeyin öldüremeyeceğine inanılır. 

Kaçak içki konusunda sert önlemler almaya başlayan hükümet, bölgeye Charlie Rakes adında bir vekil gönderir. Bölgeyi haraca bağlayarak kaçak içki sevkiyatını denetim altına almak isteyen Rakes’e bir tek Bondurant kardeşler direnir. Aralarında oluşan husumetin kanlı olaylara sebebiyet vermesi kaçınılmazdır. 



Lawless için kırsalda geçen bir gangster filmi diyebiliriz. Aynı dönemde yaşayan ve adı artık herkesçe bilinen Al Capone, Tommy Maloy ya da Lucky Luciano gibi meşhur gangsterler, büyük çetelere liderlik yaptılar. Birbirleriyle girdikleri güç kavgaları sonucunda kendi hükümranlıklarını kurdukları bölgelerde güçlerini hükümete de kabul ettirdiler. Başarı ve çöküş hikâyesi anlatmak adına iyi malzeme veren dönem birçok kez sinemaya konu oldu. Lawless, o şatafatlı çatışmaların geçtiği büyük şehirlerden uzağa, kırsala bakıyor ve bölgenin yarattığı efsanelerden Bondurant kardeşlerin öyküsüne odaklanıyor. En büyük kardeş Howard, iri yarı yapısı ve kemik kıran yumrukları ile kardeşlerin vurucu gücü rolüne soyunmuş durumda. Ortanca kardeş Forrest, bütün organizasyonları yapıyor, ticareti ve alışverişi kontrol ediyor, kısaca grubun beyni konumunda. Her ikisi de durumlarından memnun, daha da büyümek gibi hırsları yok. En küçükleri Jack ise diğer iki kardeşten birçok yönüyle ayrılıyor. Sevkiyatlarda arabayı kullanan Jack’in belki de yaptığı en iyi şey bu, araba kullanmak. Ama elindekiyle yetinmeyen Jack, hayranı olduğu büyük gangsterler gibi olmak istiyor, onlar gibi giyinmek, silah kullanmak ve hüküm sürmek istiyor. Kardeşlerinin alaylı yaklaşımlarına rağmen devamlı kendi başına iş halletmeye çalışıyor ve ailenin başını sık sık belaya sokuyor. Kanunsuzlar, birbirinden farklı üç kardeşin yüzyılın en sıkıntılı döneminde, zaten imkânları kısıtlı olan kırsalda var olma mücadelesini ve istemeden de olsa aynı hedefte birleşmesini anlatıyor. 

Filmin oyuncu kadrosu bir hayli ilgi çekici görünüyor. Tom Hardy az konuşan, ‘ağır abi’ Forrest karakterinde bir parça zorlanmışa benziyor. İnişli çıkışlı bir grafik çizse bile genelde çok fazla rahatsız etmiyor. Jason Clarke, Howard rolüne cuk oturmuş, en sıkıntısız oyunculuğu onun gösterdiğini söylemek sanırım yanlış olmaz. Guy Pearce, Prometheus’tan sonra burada da çok ağır makyaj altında oynamak zorunda kalmış. Ama öyle ‘gıcık’ bir karaktere can veriyor ki daha göründüğü ilk sahnede filmin kötü adamı ile karşılaştığınızı anlıyorsunuz. Çok kısa bir rolde görünen Gary Oldman, her zamanki gibi daha fazla izleme isteği uyandırıyor. Jessica Chastain ve Mia Wasikowska ise kısıtlı sürelerine rağmen iyi iş çıkarmışlar. Rollerin büyüklüğüne göre sıralama yaparsak en başta yazmam gereken Shia LaBeouf’u bilerek sona bıraktım. Transformers etkisi midir, nedir, bilmiyorum ama bu çocuğa bir türlü ısınamadım. Oyunculuğunda beni iten bir şeyler var. 



Yönetmen Hillcoat, kendine has görsel bir tat yakalama peşinde emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Aynı The Proposition ve The Road gibi Lawless da ağır tempoyla ilerleyen sakin bir film. Ancak Hillcoat, gerektiğinde kanlı şiddet sahneleri kullanmaktan da çekinmiyor. Forrest’ın Chicago’dan gelen iki kiralık katil ile kapıştığı sahne ile finaldeki çatışma sahnesini örnek gösterebilirim. Özellikle köprüdeki çatışma sahnesi çok iyi kotarılmış. 

Lawless, gangster filmlerine yakın durmakla beraber, kırsalda yaşayan üç kardeşin var olma mücadelesine odaklanan, sorunsuz akışı nedeniyle seyir zevki yüksek, akıcı bir film. Kardeşlerin ölümsüzlüğü gibi hoş bir detay ile de süper kahraman filmlerine göz kırpıyor. Belli bir seviyenin üzerinde, kaliteli bir film arayanlar için uygun bir tercih olacaktır. (6/10)


.