25 Kasım 2012 Pazar

The Tall Man (2012)

The Tall Man 2012 yılı mahsulü Pascal Laugier tarafından yazılıp yönetilmiş olan ABD / Kanada / Fransa ortak yapımı bir film.


Son yıllarda korku sineması adına en farklı örneklerin Fransa’dan çıktığı söylenebilir. Yeni Fransız Dehşet Sineması olarak isimlendirilen bu yeni dalganın köşe taşlarından biri de Martyrs (2008) idi. Son derece saldırgan, sert ve bol kanlı Martyrs ile izleyenleri şoka uğratan Pascal Laugier, merakla beklenen yeni filmi The Tall Man ile karşımızda.

Washington’daki Cold Rock kasabası, tek geçim kaynağı olan maden kapatıldıktan sonra iyice fakirleşir. Hayatta kalmak için zorlukla mücadele eden kasaba halkının başına başka bir bela daha musallat olur. Kasabadaki çocuklar birer birer kaçırılmaktadır. Hiçbir ipucu bulamayan polis çaresiz kalır. Kasaba halkı kendi şehir efsanesini üretmekte gecikmez. Tall Man ismini verdikleri doğaüstü figürün çocukları kaçırdığına inanırlar. Julia Denning (Jessica Biel), Cold Rock’a doktor kocası ile beraber henüz maden açıkken yerleşmiştir. Herkese her konuda yardım ettiği için, kısa zamanda kasabanın sevilen simalarından biri olan kocasının ölümünden sonra kasabayı terketmeyen Julia, açık tuttuğu klinikte ücretsiz tıbbi hizmet vermeye devam eder. Küçük oğlu David ve onun bakıcısı Christine ile beraber yaşamaktadır. Bir gece eve gizlice giren biri David’i kaçırır. Küçük oğlunu bir yabancının kucağında kapıdan çıkarken gören Julia peşlerine düşer ve uzun zamandır kasabayı huzursuz eden kaçırılma olaylarının çözüme kavuşma süreci başlar.



Martyrs, yönetmenin kendi tanımı ile insanın çektiği acı ve ızdırap üzerine bir yapım idi. Çok sert işkence sahnelerine ev sahipliği yapmasını rağmen Laugier ısrarla işkenceyi değil acıyı ön planda tutmak istediğini belirtmişti. The Tall Man ise her bakımdan daha farklı bir yapım. En baştan söyleyelim, aşırı şiddet veya kan içeren sahnelere pek yüz vermiyor. Daha çok, küçük bir kasabada geçen gizemli kaçırılma olayları üzerinden sistem eleştirisi yapma gayretinde.

The Tall Man, korku sinemasına aşina bünyelere fazlasıyla tanıdık gelecek birkaç öğeden oluşan, küçük ama basit bir korku filmi gibi başlıyor. Sırlarla dolu küçük bir kasaba ve en başta doğaüstü bir figür olarak sunulan Tall Man karakteri etrafında dönen bir hikayeyi anlatacakmış gibi yapıyor. Ancak kazın ayağı öyle değil. Devamlı yön değiştiren The Tall Man, bol sürprizli bir anlatım diline dört elle sarılıyor ve kolayca tahmin edilemeyecek sırlarını sırayla açık ettikçe izleyenleri şaşırtmayı başarıyor. Bu anlatım dili doğal olarak izleyeni, her an yeni bir sürpriz gelişme olacağına dair daimi bir beklentiye sokuyor. Bu sayede merak duygusunu filmin bütününe yayarak ilgiyi zirvede tutmaya çalışan The Tall Man’in bu amacına ulaştığını söylemek mümkün.



Filmle ilgili sevmediğim iki nokta var. Birincisi Tall Man karakteri ve etrafında oluşan doğaüstü fenomene yeterince yer verilmemesi. Gerçi finalde Tall Man sembolik olarak bir yerlere oturuyor ama gene de onun üzerinden korku öğeleri daha baskın bir hale getirilebilirdi. İkincisi ise son kısımdaki didaktik anlatım. Filmin genel havasına pek uygun düşmeyen bu bölüm, bana Ümit Ünal’ın Nar’ını (2011) anımsattı. Nar’ı da o didaktik monologlar serisinden oluşan kısım hariç çok sevmiştim.

Bütün senaryo, Jessica Biel’in canlandırdığı karakter üzerine kurulu olduğu için, onun performansı filmin başarısındaki en belirleyici unsurlardan biri olacaktı. Biel, karakterin değişimlerini inandırıcı bir oyunculukla veriyor ve kendinden beklenen katkıyı sağlamakta zorlanmıyor.

The Tall Man, hakkında ne kadar az şey bilirseniz, o kadar fazla keyif alacağınız bir film. Pascal Laugier ismine aldanıp Martyrs tadında bir ‘işkence pornosu’ daha izleyeceğiniz yanılgısına düşmeyin. Finale kadar devam eden ‘twist’ silsilesi sayesinde, merak duygusunu başarıyla kaşıyan The Tall Man, gizemli öykülerden hoşlananlar için yerinde bir tercih olacaktır. (5/10)


.

1 yorum:

  1. Bu filmin dvdsi çıkarsa ilk alacak kişilerden biriyim

    YanıtlaSil