3 Kasım 2012 Cumartesi

Resident Evil: Retribution (2012)

Resident Evil: Retribution 2012 yılı mahsulü Paul W.S. Anderson tarafından yazılıp yönetilmiş olan Almanya / Kanada ortak yapımı bir film.


Doksanlı yılların sonunda video oyunu olarak hayatımıza giren Resident Evil’ın sinemaya da sıçraması gecikmedi. Paul W.S. Anderson’ın yapımcı, senaryo yazarı ve yönetmen olarak yer aldığı aynı isimli ilk filmin yapım tarihi 2002 idi. Resident Evil maliyetinin üç katından fazla gişe geliri elde edince, aynı video oyun cephesinde olduğu gibi, doğal olarak bir seriye dönüştü. İnişli çıkışlı bir grafik çizen seri, Resident Evil: Apocalypse (2004), Resident Evil: Extinction (2007) ve Resident Evil: Afterlife (2010) ile devam etti. Serinin beşinci ve şimdilik son halkası ise Resident Evil: Retribution (RE: Retribution).

Dördüncü filmin sonunda Alice’i salgından kurtulmuş insanların toplandığı Arcadia isimli bir geminin güvertesinde bırakmıştık. RE: Retribution, tam buradan başlar. Jill Valentine komutasındaki Umbrella’ya ait V-22 helikopter filosu gemiye ani bir baskın düzenler. Baskında denize düşüp bayılan Alice, esir düşer. Umbrella’nın tesislerinden birine götürülür ve eski müttefiki Jill Valentine tarafından sorguya alınır. Sorgu sırasında tesisin enerji kaynağı bilinmeyen bir dış müdahele ile kesilir. Bu kesintiden faydalanan Alice hücresinden kaçar. Bir süre sonra kendisine yardım edenin Albert Wesker tarafından görevlendirilen Ada Wong olduğunu öğrenir. Kısa sürede kaynaşan ikilinin, Rusya’nın kuzeyindeki Kamçatka’da bulunan tesisten kaçabilmeleri için, aralarında Luther West’in de bulunduğu bir ekip yardıma gelir ve çıkış yolunu temizlemek üzere tesise girer. Alice ve arkadaşlarının tesisten sağ olarak çıkmaları hiç de kolay olmayacaktır.



Filmin yapımcılarından Jeremy Bolt, RE: Retribution hakkında şöyle demiş; “Bu film daha öncekilerin hepsinden daha fazla sürpriz barındırıyor. Filme video oyun ruhu da vermeye çalıştık ki hayranların daha fazla ilgisini çeksin.” Bu cümle bütün filmi özetlemiş desek yanlış olmaz sanırım. RE: Retribution’ın bütün güçlü ve zayıf yönlerine ait ipuçlarını içinde barındırıyor.

Önce şu ‘sürpriz’ meselesine bir bakalım. Evet, filmde birkaç sürpriz var. RE: Retribution ile serinin önceki halkalarında karşılaştığımız karakterlerden birçoğu geri dönüyor, ölmüş olanlar bile. Nasıl oluyor da ölüler geri dönüyorun cevabı ise fazla zor değil: klonlama. Önceki filmlerde Alice’in klonlarını görmüştük, RE: Retribution’da da serinin sevilen karakterlerinden Rain (Michelle Rodriguez), Carlos (Oded Fehr) ve One (Colin Salmon) gibi ön plana çıkanların çoğu, klonları ile bile olsa, bir kez daha maceraya dahil oluyor. Çok daha güzel bir sürpriz ise bir önceki filmin (ve hatta serinin) en etkileyici yaratıklarından biri olan, eli baltalı dev yaratık Axeman’in tekrar ortaya çıkması. Hem bu sefer Alice bir değil, iki Axeman’e karşı savaşıyor. Bu ‘bütün ekip toplandık’ tadındaki, iyi kötü bütün sevilen karakterleri bir paket haline getirip tek film içinde sunma dışında da pek fazla sürpriz yok açıkçası.

Diğer ve çok daha önemli mesele ise ‘video oyun ruhu vermeye çalışmak’. RE: Retribution’ın neredeyse tamamı Alice’in hapsedildiği Umbrella tesisinde geçiyor. Burası, Tokyo, New York, Moskova gibi belli başlı şehirlerde gerçekleşebilecek virüs salgınlarını simüle edebilmek için, adı geçen şehirlerin devasa maketlerinin inşa edildiği bir tesis. Alice ve arkadaşları, tesisten kaçabilmek için sırayla bu bölümlerden geçiyorlar ve her bölümde, zorluk katsayısı gittikçe artan rakiplere karşı ölümüne mücadele ediyorlar. Herhangi bir video oyununda rahatlıkla karşılaşılabilecek, ‘level atlama’ mantığında ilerleyen bir kurgu var ortada. Sanki ‘video oyun ruhu vermeye çalışmak’tan çok, işin kolayına kaçarak, basbayağı bir video oyununu birebir filme almışlar.



RE: Retribution’da her zaman olduğu gibi Alice (Milla Jovovich) ve yeni eklenen karakterlerden Ada Wong (Bingbing Li) diğerlerine nazaran daha fazla öne çıkıyor. Yenilerden Alice’i kurtarmaya gelen ekibin başındaki Leon S. Kennedy (Johann Urb) fazla sıkıntı yaratmazken, aynı ekipte bulunan Barry Burton (Kevin Durand) ağzından düşmeyen purosuyla serinin unutulmayacak karakterlerinden biri haline dönüşüyor. Geri dönüşleri büyük bir sürprizmiş gibi sunulan eski dostlar ise çok fazla süre alamadıkları için pek tat vermiyorlar.

RE: Retribution dur durak bilmeyen aksiyonuyla türün hayranlarını memnun edecek kapasiteye sahip. Ancak bir hikaye anlatmaktan ziyade sadece aksiyona odaklandığı için seriye pek de bir katkısı yok. Dolayısıyla seriye düşkün bünyelerde bir parça rahatsızlık yaratacağı kesin. ‘Ne anlatıyor’u boş verip, sadece ‘Alice ve arkadaşları çok sıkı korunan Umbrella tesisinden kaçar’ cümlesinin, abartılı dövüş koreografileri ile süslü, işçiliği on numara görüntülerle ifade edilmiş hali bana yeter diyorsanız, RE: Retribution tam da sizin kaleminiz.(4/10)


.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder