28 Mart 2012 Çarşamba

Zibahkhana (2007)

2007 yılı mahsulü Omar Ali Khan tarafından yönetilmiş olan Pakistan yapımı bir film Zibahkhana. Uluslararası piyasada Hell’s Ground ismiyle biliniyor.


Bir grup genç, bir karavan ayarlayarak rock konserine gitmeye karar verirler. Üç erkek ve iki kızdan oluşan, üniversite öğrencisi olduklarını tahmin ettiğim gençler, bu geziye ailelerinden gizli olarak katılmaktadırlar. Her biri ailelerine türlü yalanlar söyler. Klasik olarak anayoldan sapılır, kestirme bir yol tercih edilir. Bu yol onları yerel halkın Hell’s Ground diye isimlendirdiği bir yere çıkarır. Burada karşılarına çıkan Pakistanlı zombiler içlerinden birini ısırır. Güç bela oradan kaçıp geri dönmeye karar verirler. Ormanın ortasında ıssız bir yerde benzinleri biter. Yardım ararken birtakım garip insanlara ve kesmekten hoşlanan “burqa”lı bir arkadaşa denk gelirler. Filmin bundan sonrası zombiler ve manyak bir katil arasında sıkışan gençlerin hayatlarını kurtarmak için nasıl saçmaladıkları ile geçer.

24 Mart 2012 Cumartesi

The Grey (2011)


Joe Carnahan sevdiğim yönetmenlerden biri. İlk filmi Blood Guts, Bullets And Octane’ı (1998) bir kenara koyarsak, Narc (Ölümcül Oyun, 2002) ile pek iddialı bir başlangıç yaptığı söylenemez belki ama sonrasında BMW için The Hire üst başlığı altında çekilen 8 reklam filminden birini yöneterek dikkat çekmeyi başardı. Ticker (2002) isimli bu reklam filmi Clive Owen’ın da katkısıyla serinin en beğenilenlerden biri oldu. 


Bir sonraki işiyle turnayı gözünden vuracağına emindim, ancak o teknik olarak üstün bir gösteri niteliğinde ama izleyici için sıradan bir seyirlik olan Smokin' Aces'ı (Tehlikeli Aslar, 2006) çekerek kariyerini tehlikeye soktu, hele bir de kendisine çok yakışacağını düşündüğüm Mission: Impossible III'nin çekimlerini yarıda bıraktığını düşünürsek. İki sene önce ise seksenlerin sevilen bir dizisini sinemaya aktarmak için koltuğuna oturdu: The A-Team (A Takımı). Çok sevilen bir diziye yeni oyuncularla tekrar can verip onu sevdirmek kolay bir iş değil, zaten diziyi bilenler filme pek ısınamadı ama ortaya buram buram seksenler kokan, vasatın üstünde bir aksiyon şovu çıktı. Gişede umulduğu kadar başarılı olmasa bile Carnahan için bu sefer de idare etti denebilir.

The Grey (Gri Kurt) ise kariyerine baktığımızda bambaşka bir yerde duruyor. Daha önce bol aksiyonlu, adrenalin düzeyi yüksek ve büyük şehirde yani karmaşanın tam ortasında geçen filmler yöneten Carnahan bu sefer daha ıssız bir mekânda geçen daha gizemli bir işle karşımıza çıkarak takipçilerini şaşırtmayı başarıyor. 


Alaska’da bir petrol sondaj şantiyesindeki işçiler arasında ‘yalnız bir kurt’ gibi çalışan Ottway (Liam Neeson) isminde 'yaralı' bir adam vardır. Ottway’in görevi karlarla kaplı bu ıssız toprak parçasında çalışan işçileri olası kurt saldırılarına karşı korumaktır. Çalışma alanının etrafında soteye yatan Ottway, saldırıya geçen kurtları vurarak hayatını kazanır. Çalışmadığı zamanlarda ise yalnız başına içer ya da bir şekilde kaybettiği karısına hiç göndermeyeceği mektuplar yazar. Hayatına bakıldığında Ottway’in aslında vurduğu kurtlardan pek de farklı olmadığı görülür. Pek bahsedilmese bile karısını kaybettikten sonra bile isteye hayattan elini ayağını çektiği ve inziva için belki de en uygun mekânlardan biri olan Alaska’ya geldiği ortadadır.

Ottway’in de içinde bulunduğu işçileri taşıyan bir uçak hiçliğin ortasına, karlarla ve kurtlarla kaplı bir bölgeye düşer. Kazadan birkaç işçiyle birlikte Ottway de sağ kurtulur. Kazazedeler bir yandan saldıran kurtlardan kaçmaya çalışırken, bir yandan da inanç, hayat ve ölüm, topluluk olma, liderlik gibi konularda birbirleriyle çatışırlar. Kurtlarla ilgili tecrübesi nedeniyle Ottway doğal olarak küçük grubun liderliğine soyunur, aynı kendilerini takip eden kurt sürüsünün lideri alfa kurt gibi. Grup içinde zaman zaman Ottway’in liderliği ile ilgili tartışmalar çıkar, aynı kurt sürüsünde alfa kurdun liderliğine karşı çıkan omega kurtlar gibi. 


Ottway’in liderliği kabul gördükten sonra kazazedeler tekrar doğal olana, hayatta kalma mücadelesine odaklanır. Ani görüntü ve ses değişimleri ile yer yer koltuktan zıplatan sahneler eşliğinde devam eden mücadele kaçınılmaz olana, alfa kurt ile Ottway’in karşı karşıya geleceği finale doğru yol alır. 

The Grey, yeni bir şeyler söyleme derdinde değil. Türün gereklerini yerine getiren, heyecan katsayısını hep zirvede tutmaya çalışan, hayatta kalma mücadelesi üzerine kurulu filmleri seven bünyelerin izlemekten pişman olmayacağı ama kısa sürede unutacağı türden bir yapım. Bu gidişle Carnahan idare eder filmlerin yönetmeni olacak gibi görünüyor. (7/10)

23 Mart 2012 Cuma

Rofuto / Loft (2005)

Loft 2005 yılı mahsulü, sevdiğimiz yönetmenlerden Kiyoshi Kurosawa tarafından yönetilmiş olan Japonya / Güney Kore ortak yapımı bir film.



Writer’s block denilen kısırlığa yakalanan genç kadın yazarımız Reiko yeni ilhamlar peşinde oturduğu yerden taşınmaya karar verir. Editörünün de yardımı ile kırsalda iki katlı büyük bir eve taşınır. Evin hemen arkasında Sagami Üniversitesine ait pek kullanılmayan bir araştırma merkezi vardır. Aynı üniversitenin arkeoloji bölümünde çalışan Profesör Yoshioka bu izbe merkezde, evin yakınlarındaki bataklıkta bulduğu 1000 yıllık bir mumya üzerinde araştırmalar yapmaktadır. İkili kısa sürede kaynaşır. Bu arada ikilimizin romantik süreçlerine engel olan bir takım problemler baş gösterir. 1000 yıllık mumyanın laneti, evin daha önceki kiracısının hayaleti ve editörün de işin içinde olabileceği bir cinayet davası iç içe geçerek Reiko ve Yoshioka’nın yaşamlarına çok derinden nüfuz eder.

21 Mart 2012 Çarşamba

Phobia (2008)

2008 yılı mahsulü olan Phobia yaklaşık otuz dakika süren birbiriyle bağlantısız dört adet bölümden müteşekkil Tayland yapımı bir film. Orijinal ismi “See Prang” olan film uluslararası piyasada “Phobia” ya da “4bia” olarak da geçiyor. 


Tayland semalarındaki an itibariyle en meşhur dört yönetmen tarafından yazılıp yönetilmiş olan bölümler sırasıyla şöyle:

19 Mart 2012 Pazartesi

SİBB 2011 Seçkisi


Mutlaka Okumanız Gereken 16 Sinema Blogu Yazısı



Uçan Daireler Istanbul’da – 1955 (Flying Saucers Over Istanbul)
Yazar: Utku Uluer
Blog: Sinematik Yeşilçam

Korku Tünelleri
Yazar: Burak Bayülgen
Blog: Korku Sitesi

Marilyn Monroe: My Week with Marilyn ve Tamamlanamayan Filmi
Yazar: Hilal Çetinder
Blog: Film Makarası

Sinemanın Medeniyet Destanı = Jodaeiye Nader Az Simin
Yazar: İbrahim Sâki
Blog: Sinemazingo

Bir türün doğuşu: Slasher
Yazar: Mert Kutay
Blog: İyi Kötü Film

25 Unutulmaz Film Müziği
Yazar: Hakan T. Kalkan
Blog: Kahramanlar Sinemada

Sinemanın Komikleri
Yazar: Mesut Kara
Blog: Yeşilçam Hatırası

İncir Reçeli: Bence de İyidir
Yazar: Numan Serteli
Blog: Mümkünmertebe

Korsanların Sörfü!
Yazar: Serkan Murat Kırıkçı
Blog: Kayıp Paylaşımlar Koleksiyoncusu

Ah Nerede? Vah Nerede?
Yazar: Murat Tolga Şen
Blog: Öteki Sinema

Leos Carax
Yazar: Barış Saydam
Blog: Avrupa Sineması

Kel ama Karizmatik, Sert ama Sevimli: Bruce Willis
Yazar: Hasan Nadir Derin
Blog: Sinema Manyakları

George Lucas efsanesinin ardındaki gerçekler
Yazar: Kaan Zanbakçı
Blog: Hayali İcraat

Louis Jean Feuillade
Yazar: Özgürcan Uzunyaşa
Blog: Kayıp Rıhtım

2011 yılının en iyi filmleri
Yazar: Kolektif
Blog: Kültür Mafyası

Sessizliğin Araf’ında: Yusuf Kurçenli
Yazar: Ertekin Akpınar
Blog: Ters Ninja

SİBB Manifesto


Gücümüz Bağımsızlığımızdır!


Biz aşağıda imzası bulunan blog ve blog yazarları, sinema bloglarının ve sinema üstüne yazılarını sanal alemde blogları aracılığıyla paylaşan blog yazarlarının etkinliğini, bilinirliliğini ve prestijini artırmak adına Sinema Blogları Birliği ismi altında güç birliği yapmaya karar verdik. Amacımız farklı bloglardan internete akan yaratıcı üretim enerjisinin ve sinema birikiminin adaletli ve verimli biçimde emek sahiplerine geri dönüşümünü sağlamaktır. Arzumuz bağımsızlığımızdan ve karakterimizden ödün vermeden daha çok okura ulaşabilmek, başta film festivalleri olmak üzere ülkedeki sinema etkinliklerinde daha fazla rol alabilmektir.

Sinema Blogları Birliği adlı birliğimiz özgün/düzgün içerikleri ve periyodik güncellemeleriyle işini ciddi yaptığını göstermiş, asgari miktarda yayıncılık prensiplerine sahip bloglardan ve bu blogların yazarlarından oluşmaktadır. Ancak daha yolun başında olan, eksikleri bulunan blogları “küçük kardeş” olarak ayrı bir kategoride değerlendirip onları da bu oluşumun yakınında tutacağız ve desteklerimizi esirgemeyeceğiz.

Birliğimiz, üyelerinin kendi görüşlerini sonuna kadar savunmasını desteklemekle birlikte, herhangi bir siyasi görüşün sözcüsü olmamaya kararlıdır. Birliğimiz yolunu her daim önünde tuttuğu sinema sevgisini, insani ve etik değerleri takip ederek çizmeye çalışacaktır.

“Emeğe saygı” ve “fikri mülkiyet” konuları birliğin doğal, öncelikli ve daimi gündem maddeleridir. Dolayısıyla birliğin içinde yer alan bloglardan izinsiz ve kaynak göstermeden yapılan alıntılarda, isim tecavüzlerinde birlik olarak hareket edilerek, gerekirse hukuki yollardan hak aranacaktır.

Biz aşağıda imzası bulunan blog ve blogcular Sinema Blogları Birliği’ne kendi arzumuzla katıldığımızı ve birlikte yer aldığımız sürece çoğunlukla alınacak kararlara riayet edeceğimizi beyan ederiz.

AvrupaSinemasi.blogspot.com
Bodakedi.com
Filmmakarasi.com
Golgedergi.blogspot.com
Hayaliicraat.com
İyikotufilm.com
Kahramanlarsinemada.com
KayipRihtim.org
Korkusitesi.com
Kulturmafyasi.com
Mümkünmertebe
Ötekisinema.com
Sinefesto.com
Sinemamanyaklari.com
Sinematikyesilcam.com
Sinemazingo.com
Tersninja.com
Yesilcamhatirasi.blogspot.com

SİBB - Sinema Blogları Birliği Kuruldu


Sinema blogları, sinema üstüne yazılarını sanal alemde blogları aracılığıyla paylaşan blog yazarlarının etkinliğini, bilinirliliğini ve prestijini artırmak adına Sinema Blogları Birliği ismi altında bir araya geldiler. 17 blogun katılımıyla çalışmalarına başlayıp, isim ve manifesto konusunda karara varan birliğe yapılan başvuruların değerlendirilmesi için 3 kişilik bir kurul oluşturuldu.

Resmi blogu çok yakında yayına başlayacak olan SİBB hakkında tersninja@tersninja.com ve tersninja@gmail.com adreslerinden bilgi alınabiliyor.

16 Mart 2012 Cuma

Coma (2005)

Coma 2005 yılı mahsulü Güney Kore yapımı bir mini seri. 5 bölümden oluşan Coma,  Güney Kore’nin en popüler kablo tv kanallarından OCN için Sio Film yapım şirketine yaptırılmış. OCN dizi ve sinema ağırlıklı bir kanal olarak biliniyor. 



Projenin arkasındaki isim ise R-Point (2004) ve G.P. 506 (2008) filmlerinin yönetmeni Su-chang Kong. 1999 tarihli Güney Kore yapımı Tell Me Something (y. Yoon-Hyun Chang) isimli başarılı polisiye gerilimin de senaryo yazarı.