31 Aralık 2012 Pazartesi

Akademi İstanbul Sinema Bölümü Yeni Sinemacıları Çağırıyor

Akademi İstanbul, sinema sektörünün ihtiyaç duyduğu yaratıcı sinemacılar, farklı bakış açılarına sahip yeni yönetmenler ve film yapımcıları yetiştirmek için Kerem Topuz’un başkanlığında yeni bir ‘Sinema Bölümü’ programı hazırladı.



‘Film yapmayı denemeden öğrenemezsiniz!’ sloganıyla yola çıktıklarını belirten Kerem Topuz’a göre de; dersler, uygulamaya ağırlık veren bir anlayışla tasarlandı. Bu bölüme gelecek öğrencilerin her birinin ‘showreel’lerine katacakları nitelikli kısa filmler çekmelerinin yanı sıra, tüm öğrencilerin kollektif olarak katılacakları ve kendi yaratacakları bir projenin bütün aşamalarında görev alarak film yapma süreçlerini, deneyerek tecrübe edeceklerini belirtiyor.

Eğitim programını başarıyla tamamlayan öğrencilerin dizi, reklam ve sinema filmi prodüksiyonlarında çalışma fırsatını yakalayacaklarını da sözlerine ekiyor.

Okutulacak program tamamen sektörün ihtiyaçları ve beklentileri göz önünde tutularak oluşturuldu. Türk sinemasının gelişimine katkıda bulunmak ve giderek büyüyen sektörün taze kan ihtiyacını karşılamak iddiasıyla yola çıkan Akademi İstanbul, sektör için gerekli olan nitelikli eleman yetiştirme görevini bu yüzden üstlendi. Oluşturulan program sektörün profesyonellerine danışılıp, eğitmen kadrosu her biri kendi alanında başarılı, kendini ispatlamış ve hali hazırda sektörde iş yapan profesyonellerden seçildi!

Eğitmen kadrosu; Kerem Topuz, Murat Şenöy, Yusuf Aslanyürek, Hakan Haksun, Natali Yeres, Onan Karagözoğlu, Murat Özdemir, Özge Akdeniz, Nizam Eren, Sılay Sıldır, Murat Tolga Şen, Kerem Akça, Jülide Gamze Çeçen gibi isimlerden oluşuyor.


SİNEMA OKULUNDA OKUTULACAK DERSLER VE EĞİTMENLERİ


SİNEMADA YÖNETMENLİK VE REJİ KEREM TOPUZ / Yönetmen

Bu dersin temel amacı, film üretim süreci içerisinde yönetmenin pozisyonunu ve görevlerini göstermektir. Yönetmen ile ekip çalışanları arasındaki ilişkileri, üretim sürecindeki işleri ve bu işleri yapanların konumlarını, görev tariflerini aktarmayı amaçlar.

FİLM YAPIMCILIĞI MURAT ŞENÖY / Yapımcı-Yönetmen

Üretim sürecinin en başından yapımcının görev ve sorumlulukları, yetki alanları, ekip koordinasyonu gibi konular anlatılır. Projelendirme, fizibilite çalışmaları, bütçelendirme, kaynak yaratımı, finans ve organizasyon gibi konulardaki sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğine ilişkin konular işlerinir.

SENARYO YAZARLIĞI

Bu ders kapsamında senaryo yazarlığının temel öğeleri, öykü yazımı, karakter yaratımı, diyalog yazımı ve bir olgunun, sorunun metne dönüştürülmesi ile bunlara koşut olarak görsel öğelerin kullanılmasıyla aktarılması/temsil edilmesi (sahneleme vb.) konuları anlatılacaktır.

SENARYO YAZARLIĞI HAKAN HAKSUN / Senarist-Yönetmen

Bu ders kapsamında senaryo yazarlığının temel öğeleri, öykü yazımı, karakter yaratımı, diyalog yazımı ve bir olgunun, sorunun metne dönüştürülmesi ile bunlara koşut olarak görsel öğelerin kullanılmasıyla aktarılması konuları işlenecektir.

GÖRÜNTÜ YÖNETMENLİĞİ YUSUF ASLANYÜREK / Görüntü Yönetmeni

Sinema ve televizyonun temel unsuru olan “teknik görüntü”nün ne olduğu, teknik görüntüyü üreten aygıt olan kameranın temel bileşenleri ve nasıl çalıştığı; teknik görüntünün var olabilmesi için temel gerek olan “ışık”ın ne olduğu, görüntüde istenen etkinin yaratılabilmesi için ışık kaynaklarının yaratıcı biçimde nasıl kullanılacağı ve çekim tekniklerine dair temel bilgiler öğrencilere uygulamalı olarak gösterilecektir.

SANAT YÖNETİMİ NATALİ YERES / Sanat Yönetmeni

Bir film yapım sürecinde, ana kompozisyonda konuya esas olan tüm sanatsal ve çevresel faktörlerin seçimi ve yönetilmesi konuları anlatılır. Dersin ana başlıkları: tüm sanatsal görsel düzenlemeler (Küratörlük), kostüm ve aksesuar seçimi, mekan seçimi, dekor seçimi…

SES TEKNİKLERİ ONAN KARAGÖZOĞLU / Ses Tasarımcısı

Film yapımı süreçlerinde ses tasarımından final mikse kadar geçen süreçte geçen tüm aşamalar uygulamalı olrak anlatılacaktır. Sette çekilen seslerin kaydedilmesi, işlenmesi, edit ve temizlik işlemleri, dublaj, pre-miks, ses efektleri, atmosfer sesleri, müzikal efektler, foley, miks izleme, final miks.

SİNEMA VE TV’DE MÜZİK MURAT ÖZDEMİR / Besteci- Müzisyen

Müziğin görüntü üzerindeki etkileri, psikolojik çağrışımları, kullanılan müzik türleri ve enstürmanların teknik özelliklerinin yanısıra, uygulamada kullanılan programlar ve uygulamalar gösterilecektir.

KURGU VE TEKNİK POST PRODÜKSİYON ÖZGE AKDENİZ / 3D Animatör

Filmin çekimi tamamlandıktan sonra yapılan tüm teknik işlemler uygulamalı olarak anlatılacaktır. Kurgu, renk düzenleme, hareketli grafik ve tasarım, görsel efekt uygulamaları, kullanılan güncel programlar üzerinden gösterilecektir.

FİLM DAĞITIMI & PAZARLAMA NİZAM EREN /Halkla İlişkiler Uzmanı

Filmin teknik olarak tamamlanıp sinemalarda gösterimine kadar olan süreçteki filmin dağıtımı , reklamı, pazar arayışı, pr çalışmaları gibi konularda sektörden örneklerle sürecin derinlemesine ele alınışı anlatılacaktır.

SİNEMA ESTETİĞİ VE TEORİLERİ SILAY SILDIR / Reklamcı – Eğitmen

Bu ders, izleyici koltuğundayken bir filmi tüm katmanlarıyla okuyup anlamlandırabilmek, yönetmen koltuğunda ise sinema diliyle bir argüman yaratıp aktarabilmek için, film kuramları ve literatürüne giriş dersidir. Sanatsal, toplumsal gelişmeler ile sinema arasındaki bağlantı, film dili ve estetik ilişkisi, görsel kültür, sinemada kuram, yöntem, biçim ve stiller uygulamalı ve teorik olarak ele alınacaktır.

TEMEL SİNEMA JÜLİDE GAMZE ÇEÇEN / Eğitmen

Bu dersin temel amacı, sinema alanında alacakları kuramsal ve uygulamalı derslere hazırlamak, temel kavram ve terimleri tanıtmak ve tartışmaktır.

FİLM ELEŞTİRİSİ MURAT TOLGA ŞEN /Film Eleştirmeni

Filmi değerlendirmeye, film üzerinde yargıya varmaya hazırlık olarak, ele alınan filmin öğelerine ayrılması ve her öğenin ayrı ayrı incelenmesinin yöntemleri anlatılacaktır.

SİNEMADA TÜRLER VE AKIMLAR KEREM AKÇA / Film Eleştirmeni

Sinemadaki türlerin kökeni, temel özellikleri ve işleyiş prensipleri sinemadaki örnekleri gösterilerek anlatılacaktır.


.

 

25 Aralık 2012 Salı

Sinepark 6. Kısa Tür Filmi Festivali Ödülleri Açıklandı

Kısa filmcileri Türkiye’de son yıllarda canlanan “tür” sinemasına teşvik etmek amacıyla Galatasaray Üniversitesi MEDİAR (Medya Çalışmaları, Araştırma ve Uygulama Merkezi) tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen Sinepark Kısa Tür Filmi Festivali ödülleri, yılın en kısa günü 21 Aralık’ta Galatasaray Üniversitesi Aydın Doğan Oditoryumu’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. 



Ziya Demirel’in yönettiği Prag’ta geçen Evicko, en iyi görüntü yönetimi ve en iyi dram filmi ödüllerinin yanı sıra Sinepark’ın büyük ödülü Hürrem Erman Özel Ödülü’nün de sahibi oldu. Galatasaray Üniversitesi Sinema Kulübü’nin verdiği ödülü ise Abdurrahman Öner, 12 dakikalık tek bir plandan oluşan kısa filmi Buhar ile aldı. 



Bu yıl ilk kez T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ile 17-21 Aralık tarihleri arasında Galatasaray Üniversitesi, İstanbul Modern ve Pera Müzesi’nde gerçekleştirilen Sinepark’a altı kategoride toplam 162 kısa film başvurdu. Ön değerlendirme jürisinin belirlediği 32 finalist, yönetmen Seren Yüce, oyuncu Serdar Orçin, yapımcı Tolga Esmer, sinema yazarı Ceyda Aşar, belgesel sinemacı ve festival yönetmeni Melek Özman, görüntü yönetmeni Eyüp Boz ve yapımcı Fuat Erman’dan oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Lise öğrencilerinin kısa filmlerinin yarıştığı “Atlıkarınca” bölümünün kazananı Kısa Devre'yi ise Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon-Sinema alanı dördüncü sınıf öğrencileri seçti.


6. Sinepark ödüllerinin tam listesi ise şöyle : 

Hürrem Erman Özel Ödülü : « Evicko », Ziya Demirel
GSÜ Sinema Kulübü Ödülü : « Buhar », Abdurrahman Öner 
Alabora (Dram, melodram) En İyi Film : « Evicko », Ziya Demirel
Alabora Mansiyon : « Fidan », Burak Varlık, Önder Menken
Komikaze (Komedi) En İyi Film : « 1982 », Yıldıray Yıldırım
Labirent (Deneysel) En İyi Film : « Aralık », Hüseyin Mert Erverdi
Çarpışan Aramalar (Belgesel) En İyi Film : « Maya », Rodi Yüzbaşı
Atlıkarınca (Lise öğrencilerinin filmleri) En İyi Film : « Kısa Devre », Bartu Kristal 
Balerin Özel Ödülü (Kadın Yönetmen Ödülü) : « On », Ece Ger
En İyi Kurgu : « Evren’in Sonu », Eli Kasavi
En İyi Görüntü : « Evicko », Doron Tempert
En İyi Senaryo : « Dönüşüm, ‘dönüşebildiğimiz kadar…’ », Meryem Şahin
En İyi Kadın Oyuncu : « Dönüşüm, ‘dönüşebildiğimiz kadar…’ », Gökçe Sezer 
En İyi Erkek Oyuncu : « Musa », Aram Dildar 

Ayrıntılı Bilgi İçin : http://sinepark.gsu.edu.tr


.

21 Aralık 2012 Cuma

Der Müll im Garten Eden / Cennetteki Çöplük (2012)

Der Müll im Garten Eden 2012 yılı mahsulü Fatih Akın tarafından yönetilmiş olan Almanya yapımı bir belgesel. Cennetteki Çöplük ya da Garbage in the Garden of Eden olarak da bilinir.


65. Cannes Film Festivali’nin “özel gösterimler” bölümünde yer aldıktan sonra Türkiye prömiyeri 19. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde gerçekleştirilen Cennetteki Çöplük, Türkiye'de 5 Ekim 2012'de vizyona girdi.

Belgeseli çekme kararı bir takım tesadüfi olaylar zinciri sonunda alınmış. Fatih Akın, Auf der anderen Seite / Yaşamın Kıyısında’nın (2007) finalini çekmek için büyükbabasının köyü olan Çamburnu’na gittiğinde, köyün hemen üzerindeki, eski bakır madeninin olduğu kısma, bir çöp toplama alanı inşa edildiğini görür. Olaya müdahil olmak isteyen Akın, dönemin Çevre Bakanı Osman Pepe’yi ziyaret eder. Akın, Adana’daki basın toplantısında anlattığına göre, bakan tarafından önce gayet güzel bir şekilde ağırlanır. Ziyaret sebebinin Çamburnu’ndaki çöp toplama alanı olduğunu söyleyince, bakan Pepe birden 180 derece çark eder ve “sen bırak bu işleri, en iyi bildiğin işi yapmaya devam et, film çek sen,” diyerek Akın’dan ofisini terk etmesini ister. Bakanın bu sözleri fitili ateşler ve Akın, Çamburnu’ndaki çevre felaketinin belgeselini yapmaya karar verir.


2007 yılında çekimine başlanan belgesel yaklaşık beş yıl sürer ve bu süre boyunca köylünün çöp toplama alanı ile mücadelesine odaklanır. Karadeniz bölgesindeki çöp problemini çözmek adına bölgede çöp toplama alanları kurulmasına karar verilir ve yapılan araştırmalar sonucu üç bölge seçilir. Bu bölgelerden biri de Çamburnu’ndaki terk edilmiş bakır madenidir. Köylüler bu karara karşı çıkarlar. Bölgenin çöplük kurmak için uygun bir yer olamayacağına dair toplanan çevre komisyonu kararları hiçe sayılır, köylüler çöplüğün yapılmaması için açtıkları davayı kaybederler ve çöp toplama alanının inşaatına başlanır. 2006 yılında Çamburnu Belediyesi gerekli şartları sağlayamadığı için çöplük inşaatı iznini iptal eder. Bunun üzerine belediye başkanı hakkında, devlet yararına karşı çıktığı için soruşturma açılır ve mahkeme kararı ile izin vermeye zorlanır. 2007 yılına gelindiğinde, çöplükle ilgili sorunlar büyümeye başlar. İlk çöp dökümünden beş gün sonra kirli su, duvarları aşarak denize dökülen ve köyden geçen nehre sızar, üç ay sonra yeraltı suyuna karışır, çözüm adına yapılanlar başarısız olur. Cennetteki Çöplük, köylünün yaşadığı bölgeye sahip çıkmak adına giriştiği mücadeleyi, sonuçsuz kalan çabalarını, çöp toplama alanının bölgeye verdiği akıl almaz zararı ve yetkililerin duyarsızlığını olanca çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. 

Fatih Akın, büyükbabasının memleketine geldiğinde karşılaştığı çevre katliamına müdahele etmek ister ve bazı girişimlerde bulunur. Tesisin kurulmasına engel olamaz belki, ama köylülerin desteği ile çöplüğün kurulma aşamasından sonraki süreci belgelemeye girişir. Maddi sorunlar ve Almanya’ya dönme zorunluluğu sebebi ile köyde yeteri kadar vakit geçiremeyeceğinden, köyde kalıp çekim yapması için birine ihtiyaç duyar. Belediye binasının yakınındaki fotoğrafçı dükkanının sahibi Bünyamin Seyrekbasan ile tanışır ve kendisine bir kamera bırakır. Bünyamin Bey, neredeyse her gün çekim yapar. Belgeseldeki görüntülerin %70’inden fazlası onun çekimlerinden oluşuyor. Ama bu durum belgeselin bir Fatih Akın filmi olmasına engel değil. Özellikle kurguda ve müzik seçiminde Akın’ın varlığı kendini fazlasıyla belli ediyor.


Cennetteki Çöplük, çöp toplama alanı ile ilgili, kimi seyirciye sıkıcı gelebilecek, teknik detaylardan ve terminolojik dilden olabildiğince uzak duruyor. Çöp toplama alanının yol açtığı problemleri ve yetkililerin geçici çözümler ile günü kurtarma kaygılarını, köylülerin devam eden günlük hayatları ile beraber aynı potada eriterek izleyiciye sunuyor. Çöp mevzusu ile direkt bağlantılı olmayan, günlük hayata ilişkin, minik, ama bir o kadar da ilgi çekici birçok detay aktarıyor. Örneğin Çamburnu’nda yaşayan bir genç, akşam Manga konserinde eğleniyor, ertesi gün tarlada çalışıyor, namaz vakti geldiğinde de camiye geçip ezan okuyor. Sözün özü, insanoğlu ne kadar büyük felaketlerle karşılaşırsa karşılaşsın, hayat devam ediyor. 

Cennetteki Çöplük, yönetmenin filmografisindeki işlerden farklı bir yerde duruyor. Alışılageldik bir Fatih Akın filmi göreceğinizi düşünerek izlerseniz, hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz. Ancak samimi anlatımıyla, izleyiciyi kolayca yörüngesine sokmayı beceren Cennetteki Çöplük, türe uzak duranlar için bile sıkıntı yaratmayan bir belgesel. En azından Çamburnu’ndaki çevre katliamına tanık olmak adına izlenmeli.

Umarım bu belgesel yeteri kadar ilgi görür ve yetkilileri bu çevre katliamına karşı önlem almaya sevk eder. Çünkü hala her gün tonlarca çöp, bölgeye dökülmeye devam ediyor... (8/10)


.

17 Aralık 2012 Pazartesi

Türk Sineması’nın Ekonomik Yapısı

Yakın zamana dek Hollywood filmlerinin yönlendirdiği Türk Sineması’nda son on yıldır tersine bir eğilim var. Artık sezon içerisinde salonları doldurup taşıran eserler hep Türk filmleri. Bu çıkış, televizyon dizileri de dahil edildiğinde azımsanmayacak bir ekonomik büyüklüğe erişti.


 
Ertan Tunç, bu çalışmasıyla bir taraftan yapısal ve sayısal anlamda Türk Sineması’nın gelişim evrelerini belirlerken, diğer taraftan Türk Sineması’nın üretim araçları ile olan ilişkileri hakkında fikir veriyor. Böylece tüm bu çözümlemeler ışığında Türk Sineması’nın çok özel bir profilini ortaya çıkarıyor.

Elinizdeki kitap; Türk Sineması’nın ekonomik yapısını, üretim ve dağıtım süreçlerini, tarihi ve sosyolojik gerçekler ile sayısal veriler ışığında detaylı bir şekilde mercek altına alıyor. Sayısal verilerin istatistiksel çözümlemelerini içeren, filmin kalitesi ile gişe geliri arasındaki ilişkiyi inceleyen, film eleştirmenleri ile seyirci oylarını kıyaslayan özgün bölümüyle de Türkiye’deki ‘sinema ekonomisi’ çalışmaları alanında bir ‘ilk ve öncü kitap’ olma özelliği taşıyor.

 

Ertan Tunç


Ertan Tunç, 1980 yılında Gaziantep’te doğdu, Aydın’ın Söke ilçesinde büyüdü. Söke Hilmi Fırat Anadolu Lisesi’nini bitirdi.

Yıldız Teknik Üniversitesi Ekonomi bölümünden mezun olduktan sonra “Türk Sineması’nın Ekonomik Yapısı” teziyle İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Ekonomi yüksek lisans derecesi aldı.

İlk sinema yazıları 2002 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Ekonomi Kulübü dergisinde yayınlanan Ertan Tunç, daha sonra divxplanet, divxforever gibi çeşitli sitelerde film incelemeleri kaleme aldı. Uzun yıllar beyazperde.com’da sinema eleştirmeni olarak çalıştı. Ardından ötekisinema.com’da yazmaya başladı. Artık sinemayazari.com’da yazıyor.

20. yüzyıl Amerikan Suç Sineması (gangster filmleri, cinayet filmleri, kara filmler, savaş filmleri vb.), İtalyan Usulü Westernler ve Giallo’lar hakkında çalışmalar yapmaktadır. Şu sıralar “Klasik Kara Filmler” adlı kitabını yayına hazırlamaktadır.


.

14 Aralık 2012 Cuma

24. Ankara Film Festivali Başvuruları Başladı

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından, Halk Bankası ana sponsorluğunda düzenlenen 24. Ankara Uluslararası Film Festivali, 14-24 Mart 2013 tarihleri  arasında gerçekleştirilecek. Ulusal Kısa Film, Ulusal Belgesel Film ve Ulusal Uzun Film yarışmaları için son başvuru tarihi 14 Ocak 2013 olarak belirlendi.



14-24 Mart 2013 tarihleri arasında 24. kez sinemaseverlerle buluşacak olan festival kapsamında, gerek ulusal sinemanın sanatsal gelişimine katkıda bulunmak, gerekse yeni yapımları ve sinemacıları desteklemek amacıyla Ulusal Kısa Film, Ulusal Belgesel Film ve Ulusal Uzun Film kategorilerinde düzenlenen yarışmalar ve gösterimler için başvurular başlamıştır.

Yarışmalar ve gösterimler için yönetmelik ve başvuru formlarına http://www.filmfestankara.org.tr adresinden ulaşılabilir. Yarışmalara katılmak isteyenler başvuru formları ve yönetmelikte belirtilen belgeler ile birlikte filmlerini, 14 Ocak 2013 tarihine kadar Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı, Ankara Uluslararası Film Festivali (Farabi Sok. 29/1, Çankaya, 06690 Ankara) adresine gönderebilirler.

Başvurularla ilgili Ulusal Kısa Film için nationalshortfilm@filmfestankara.org.tr,

Ulusal Belgesel Film için nationaldocfilm@filmfestankara.org.tr,

Ulusal Uzun Film için nationalfilm@filmfestankara.org.tr adreslerinden, program yönetmenleriyle iletişime geçilebilir.


.

13 Aralık 2012 Perşembe

Pelikül Kabuslar

TÜRSAK Vakfı tarafından gerçekleştirilen 15. Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali bu yıl 14-20 Aralık 2012 tarihleri arasında Fransız Kültür Merkezi, Beyoğlu Cinemaximum Fitaş ve Levent Cinemaximum Kanyon’da izleyicilerine merhaba diyor.



Pek çoğumuzun gece 12’den sonra görmek istemeyeceği türden, paranormal aktiviteler, yaratıklar, seri katiller, doğaüstü güçler, bu sefer saat 12’den önce, seyircinin Pelikül Kabuslar’ı olmak için hazır bekliyorlar. İşte Pelikül Kabuslar bölümünde yer alan filmlerin tamamı: 

Grabbers / Canavarlar (2012)


Coupling severlerin yakından tanıyacağı Richard Coyle, şimdi de karşımıza buz gibi İrlanda birası kokan polis üniformasıyla, unutulmuş bir küçük adanın güvenliğinden sorumlu ama kendisi oldukça güvensiz bir tip olan polis memuru Ciarán olarak çıkıyor. Hayattan son beklentisi elini kolunu ne idüğü belirsiz bir şehir efsanesi olmaktan öte gidemeyen Canavarlar’a kaptırmak olan Ciarán’ın, başının belada olduğu içki probleminin aslında hayatını kurtaracağına inanması ise başına gelebilecek en güzel şey. Tabii, merkez emniyet müdürlüğünün başına sardığı, çaylak olduğu kadar güzel polis memuru Nolan’dan sonra. Çatlak laborant Dr. Adam’ın da yardımıyla, biraz viski, birkaç dost, güzelce bir kız, bir de ufak mahalle barının yenemeyeceği herhangi bir canavar yok dünya üzerinde.

Canavar efektinden hoşlanan B-movie severler, bu sene neredeyse dolaşmadık festival bırakmayan ve kullandığı her korku klişesini kahkahaya çevirmeyi gayet iyi beceren Canavarlar, sizin de uzun süredir görüp görebileceğiniz en sevimli kâbusunuz olacak.

Citadel / Kale (2012)


Hamile eşi bir çeşit vahşi çocuk katil grubunca gözlerinin önünde öldürüldüğünden beri, agorafobiden muzdarip Tommy, aynı çetenin hayatında daha da büyük kâbuslara yol açacağını, bu cüce katiller gözlerini küçük kızına diktiklerinde fark edecektir. Gözü açık gördüğü bu kâbus, geçmişiyle ve en çok da en büyük korkusu, her şeyin başladığı Kale’yle yüzleşmesini kaçınılmaz hale getirecektir. Hayat arkadaşınızı kaybettiğiniz bu akıl almaz çeteye karşı korumanız gereken bir de küçük bebeğiniz olunca, çevrenizdeki pek çok insanı bir avuç küçük veledin katil olabileceği gerçeğine inandırmanız olasılık dışı kalıyor. Durum böyleyken, Tommy’nin yapabileceği en akıllıca şeyse, kaçmak, kaçabileceği en uzak yere, gerekirse dört yanı çevrili bir deliğe de olsa, kaçmak.

Glasgow ve Dublin’in en gri banliyölerinde, yaşanabilecek en gerilimli hikâyeyi, olabilecek en huzursuz edici şekilde perdeye yansıtan Ciarán Foy, bu başarılı ikinci film denemesiyle, sadece korku filmleri festivallerinin takdirini kazanmakla kalmıyor, tüm gerilim severleri koltuklarından kaldırmayacak bir kâbusa davet ediyor.

The Conspiracy / Komplo (2012)


Olan biteni belgelemek adına çıktığınız bir yolculuk, belgelenen olmanızla son bulacak ise, kaydı durdurmak için ne yaparsınız? Hele de kamera sizin kontrolünüzden çıkmış ise. Kamerayı kim mi kullanabilir? Paranoyakların dahi gerçek düşmanları vardır, sizin niye olmasın?

Komplo teorilerinin peşinde iki belgeselciyi kendine başrol oyuncusu olarak seçen Christopher MacBride, bir noktada yönetmenliği bıraktığında, bu iki başrol oyuncusu da oyuncu olmaktan çıkıp kurban olacaklardır. Üretilen tüm komplo teorilerinin sahteliği peşinde sürüklenirken, en gerçeğine rastgelenler, bu kâbusa ortak olmak isteyenler, kendi komplo teorilerinizi evde bırakıp bizimkilerle tanışın.

 

In Their Skin (Replica) / Misafirler (2012)


Haneke’nin Ölümcül Oyunlar’ı bu akşam size misafirliğe geliyor. Sakın kapıları açmayın.

Küçük kızlarını talihsiz bir kaza sonucu kaybeden Hughes ailesi, çareyi oğullarını da alıp, banliyödeki evlerinde kafa dinlemeye ve acılarını dindirmeye çalışmakta bulur. Yüzler asık, yemekler tatsız, ilişkiler sarsıntıdadır. Tahammül sınırlarının yine oldukça düşük olduğu bir günde, kapılarında yan komşuları Miner’lar belirir ve kendilerini bir anda gerilimli bir evcilik oyununun içinde buluverirler. Aperatiflerden tatlılara doğru yaklaşılırken, Miner’lardaki komşuculuk merakı yerini anlamsız sorular, aşırı dost canlısı tavırlar, histerik kahkahalara bırakır. Bu üçlüde tuhaf bir şeyler vardır ve ta ki Miner’ların oğlu Jared, Hughes’ların oğlu Brandon’un boğazına bıçağı dayayana kadar fark edilmemiştir. Amansız kimlik savaşı böylece start alır. Miner’lar bu ailenin adeta aynadaki yansımasıdır ve onları yok etmedikleri takdirde, sadece bir yansıma olarak kalacaklardır.

Çığlık 2’den beri özlenen performansını Misafirler’de yeniden yakalayan Selma Blair, kalemi kadar kuvvetli performansıyla senaryosunun önüne geçen bir senarist-oyuncu Joshua Close varken, Hughes ailesini ele geçirmek, kolaylığı şöyle dursun, Miner’ların da kâbusu olacaktır.

 

Dead Mine / Ölüm Tarlası (2012)


50 yılı aşkın süredir hazine avcılarının rüyalarını süsleyen, Yamashita hazinelerinin peşinde, bu sefer de bir Amerikan avcı grubu. Endonezya’nın 2. Dünya Savaşı sonrasından beri girilmemiş kayıp topraklarında, tek çıkış yolunun, girdikleri yolun sonuna kadar gitmek olduğunu keşfedecekler. Bir labirentin içinde dönüp duran bu ekip, her köşe başında hayatlarını tehlikede hissedecek, her girdikleri çıkmazda ölümün yaklaşan nefesini enselerinde duyacaklar.

HBO Asya’nın Singapur’la ilk ortak büyük yapımı olan film, genel prodüksiyon tasarımı ve yarattığı dünya ile gerçekle kurgu arasında sıkışan ve kendi kabuslarının içinde debelenen bir grup hazine avcısını, kamerasını titretmeden izlemeyi başarıyor.

 

Chained / Tutsak (2012)


Korku-gerilim filmlerinin virtüözü, Vincent D’Onofrio’nun kaba Alman aksanı ve soğukkanlı oyunculuğuyla çizdiği, gündüzleri taksi şoförlüğü, geceleri ise seri katillikle uğraşan bir Bob portresi.
Bob yolcu olarak arabasına aldığı kadınları, evine götürüp, türlü işkenceler yapıp keyfini çıkardıktan sonra öldürerek cesetleri imha etmektedir. Bir gün karşısına çocuklu anne Sarah çıkar. Sarah’yı rutin işlemlerden geçirdikten sonra, ileride kendisine ‘Tavşancık’ adını takacağı, 9 yaşındaki oğlu Tim’i de kendisine çırak olarak tutar ve ona yaptırdığı ilk iş, kendi annesinin kalıntılarından kurtulmaktır. İspanyol filozof George Santayana’nın “Aileler çocuklarına deneyimlerini ve anılarını bırakırlar, çocuklar da onlara ölümsüzlüklerini bahşederler.” cümlelerinden kurulmuş hastalıklı bir baba-oğul ilişkisi çerçevesinde, Bob, Tavşancık’ı varisi olarak yetiştirir.

Sıcak olması beklenen bir ev, taklidi yapılan bir baba-oğul ilişkisi ve normalmiş gibi sürdürülen, bıçağın en keskin ucundaki bu hayat, Bob’u, daha da önemlisi Tim’i kâbus gibi bir sona doğru sürükleyecektir.

The Sleeper / Uyku Katili (2012)


5 kız, bir yurtta bir arada kalıyorlarsa ve bu yurt da ormanın derinliklerinde ıssız bir yerdeyse, bir röntgencileri olması kaçınılmazdır.Sene 1981, genre’ın gerektirdiği her unsur arka planda hazır, o asmakatlı ev, o pijama gecesi konsepti ve acı acı çalan telefon.Yurda her yeni gelen kız öğrenci yurt müdiresi için birer çömezken, aynı zamanda Uyku Katili için de yeni birer kurban adayıdırlar. Her gece aynı tonda çalan telefon, kızların her birinin yaklaşan sonlarına doğru adeta birer çağrıdır.

Yönetmenin bu ilk filmi Uyku Katili, türün en eski klişelerine sadık kalarak ortaya çıkarılan bir vintage korku ürünü. Teen slasher’dan sıkılıp yine de onsuz olamayanlar için itinayla seçildi ve kâbusunuz olmayı bekliyor.

Siz yine de siz olun, her çalan telefonu sakın açmayın.


.


10 Aralık 2012 Pazartesi

32. İstanbul Film Festivali Başvuruları Başlıyor

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 32. İstanbul Film Festivali, bu yıl 30 Mart–14 Nisan tarihleri arasında, dokuzuncu kez Akbank sponsorluğunda gerçekleştirilecek. Festivale başvurular başlıyor! “Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi” için son başvuru tarihi 21 Ocak, “Altın Lale Ulusal Yarışma” için ise 28 Ocak! 



Bu yıl dokuzuncu kez Akbank sponsorluğunda gerçekleştirilecek İstanbul Film Festivali’nin otuz ikincisi için başvurular başladı! “Altın Lale Ulusal Yarışma” ve “Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi” için başvurular Ocak sonuna kadar sürecek. “Ulusal Yarışma” kategorisinde seçilen filmlere jüri tarafından En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Özgün Müzik ve Jüri Özel ödülleri verilecek. 

Köprüde Buluşmalar” kapsamında altıncısı gerçekleştirilecek olan “Film Geliştirme Atölyesi” ise yönetmen, senarist ve yapımcılara ilk uzun metrajlı kurmaca veya belgesel filmlerini çekmek için destek vermeye devam edecek. 

Festival “Ulusal Yarışma” filmlerini bekliyor! 

28 Ocak Pazartesi akşamına kadar yapılacak başvurular arasından danışma kurulu tarafından belirlenen filmler, 32. İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışması’nda yarışacak.

Ulusal Yarışma” kategorisinde yer alacak filmler arasından jürinin seçeceği En İyi Film’e 150.000 TL, En İyi Yönetmen’e ise 50.000 TL ödül verilecek. En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleri 10.000′er TL olacak. İlk kez 2011 yılında para ödülüyle desteklenen Jüri Özel Ödülü bu yıl yine Efes Pilsen tarafından verilecek. Ulusal Yarışma’ya katılan filmler arasından Onat Kutlar anısına verilecek ödülü kazanan filmin yapımcısına Efes Pilsen tarafından 30.000 dolar takdim edecek. “İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışması”nda jüri ayrıca, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik dallarında da ödül verecek. 

32. İstanbul Film Festivali’ne uzun metrajlı kurmaca filmlerin yanı sıra, belgesel ve animasyon filmlerle de başvurulabiliyor. Festival yönetmeliğiyle başvuru formları, festival merkezi veya film.iksv.org adresinden temin edilebilir.

31. İstanbul Film Festivali çerçevesinde “Altın Lale Ulusal Yarışma”, “Yarışma Dışı”, “Yeni Türkiye Sineması” ve “Belgeseller” bölümlerinde Türkiye’den toplam 39 filmin gösterimi yapılmıştı. 32. İstanbul Film Festivali’ne yapılan başvurular, yine bu bölümlerde gösterilmek üzere değerlendirilecek. 

Başvuruların 28 Ocak Pazartesi akşamına kadar festival merkezine (Nejat Eczacıbaşı Binası, Sadi Konuralp Cad. No: 5 Şişhane) yapılması gerekiyor. 

“Köprüde Buluşmalar” için son gün 21 Ocak! 

Avrupa ve Türkiye’den yapımcı, yönetmen, senarist ve kurum temsilcilerini bir araya getirerek, Türkiye’den uzun metraj projelerin, ilk uluslararası sunumlarının yapılması için olanaklar yaratan “Köprüde Buluşmalar”ın sekizincisi 32. İstanbul Film Festivali’nde gerçekleştirilecek. 

32. İstanbul Film Festivali’nde “Köprüde Buluşmalar” çerçevesinde bu yıl altıncısı düzenlenecek “Film Geliştirme Atölyesi”ne başvurular, 21 Ocak Pazartesi akşamına kadar yapılabilir.

“Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi”ne katılmak isteyen, uzun metraj kurmaca veya belgesel film yönetmen ve yapımcıları, 21 Ocak Pazartesi akşamına kadar onthebridge@iksv.org adresine e-posta yoluyla başvurabilirler. Yönetmelik ve başvuru formu film.iksv.org/tr/koprudebulusmalar adresinden temin edilebilir.

Başvurular arasından, seçici kurul tarafından ön eleme ile belirlenecek 12 projenin sahipleri, “Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi”ne katılmaya hak kazanacaklar. Atölyenin amacı, sinemacılara projelerini uluslararası arenada sunmaları ve yapım sürecini başlatmaları için gerekli desteği bulmalarına olanak yaratmak. 10-11 Nisan 2012 tarihlerinde, festival kapsamında düzenlenecek atölyede proje sahipleri, aralarında ARTE, Eurimages, Berlin Ortak Yapım Marketi, Cinemart ve Torino Film Lab’in de bulunduğu uluslararası kuruluş temsilcileri, yapımcılar ve dağıtımcılar ile birebir görüşmeler yapacaklar.

Atölyede TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 10.000 dolarlık destek ödülü, Melodika Ses Post Prodüksiyon Ödülü ve Fransız Ulusal Sinema Merkezi CNC’nin 10.000 avroluk ödülü uluslararası jürinin değerlendirmesinin ardından sahiplerini bulacak. Ayrıca jürinin belirleyeceği bir proje Binger Lab’in 2.500 avro değerindeki Senaryo Danışmanlığı Ödülü’nün sahibi olacak.

İstanbul Film Festivali hakkında ayrıntılı bilgi için:
film.iksv.org

İstanbul Film Festivali’ni sosyal medyada takip etmek için:
facebook.com/istanbulfilmfestivali
twitter.com/istfilmfest


.

6 Aralık 2012 Perşembe

Altın Portakal'ın 50. Yıl Afişi İçin Yarış Başladı!

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı işbirliğiyle 20-27 Eylül 2013 tarihlerinde düzenlenecek 50. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin tanıtım materyallerinde kullanılacak festival afişi için yarış başladı. Birincilik ödülü 5 bin TL olarak belirlenen yarışmaya katılmak için son başvuru tarihi 22 Şubat 2013. 



50 afiş sergilenecek

Birincilik ödülüne değer görülen afiş 50. festivalin tanıtım materyallerinde kullanılırken; sergilenmeye değer görülen 50 afiş, ödüllü afişle birlikte festival programı kapsamında açılacak sergide sinema severlerle buluşturulacak.

Grafik sanatına Portakal desteği

Grafik sanatını desteklemek ve genç sanatçıları büyük projelere özendirmek amacıyla, festival heyecanını bu yıl da afiş yarışmasıyla başlatan Altın Portakal yönetimi, 50. Yıl vurgusunu öne çıkaracak değişik projeler üzerinde çalışmalar yapıyor.

Grafikerler 50. Yıl için yarışacak

Grafikerler meslek kuruluşu üyelerine, grafik tasarım/görsel iletişim tasarımı bölümü öğrencileri ve mezunlarına ve profesyonel grafikerlere açık olan yarışmaya gönderilen eserlerin kopya edilmemiş, herhangi bir yayın, broşür, çalışma vb. kapsamında kullanılmamış; yurtdışında-yurtiçinde herhangi bir yarışmaya katılmamış; bir etkinlik kapsamında sergilenmemiş olması gerekiyor.

Dört renkli baskı teknolojisi ile elde edilen renklerin dışına çıkılmadan hazırlanacak afişlerin, 50×70 cm boyutunda dikey ve yatay olarak çalışılması gerekiyor.

Katılımcılar yarışmaya en fazla bir eserle katılabilecek.

Yarışmaya katılmayı düşünen sanatçılar yarışma yönetmeliğine www.altinportakal.org.tr adresinden ulaşabilir; katılım formlarını aynı adresten elde edebilirler.


.

25 Kasım 2012 Pazar

The Tall Man (2012)

The Tall Man 2012 yılı mahsulü Pascal Laugier tarafından yazılıp yönetilmiş olan ABD / Kanada / Fransa ortak yapımı bir film.


Son yıllarda korku sineması adına en farklı örneklerin Fransa’dan çıktığı söylenebilir. Yeni Fransız Dehşet Sineması olarak isimlendirilen bu yeni dalganın köşe taşlarından biri de Martyrs (2008) idi. Son derece saldırgan, sert ve bol kanlı Martyrs ile izleyenleri şoka uğratan Pascal Laugier, merakla beklenen yeni filmi The Tall Man ile karşımızda.

Washington’daki Cold Rock kasabası, tek geçim kaynağı olan maden kapatıldıktan sonra iyice fakirleşir. Hayatta kalmak için zorlukla mücadele eden kasaba halkının başına başka bir bela daha musallat olur. Kasabadaki çocuklar birer birer kaçırılmaktadır. Hiçbir ipucu bulamayan polis çaresiz kalır. Kasaba halkı kendi şehir efsanesini üretmekte gecikmez. Tall Man ismini verdikleri doğaüstü figürün çocukları kaçırdığına inanırlar. Julia Denning (Jessica Biel), Cold Rock’a doktor kocası ile beraber henüz maden açıkken yerleşmiştir. Herkese her konuda yardım ettiği için, kısa zamanda kasabanın sevilen simalarından biri olan kocasının ölümünden sonra kasabayı terketmeyen Julia, açık tuttuğu klinikte ücretsiz tıbbi hizmet vermeye devam eder. Küçük oğlu David ve onun bakıcısı Christine ile beraber yaşamaktadır. Bir gece eve gizlice giren biri David’i kaçırır. Küçük oğlunu bir yabancının kucağında kapıdan çıkarken gören Julia peşlerine düşer ve uzun zamandır kasabayı huzursuz eden kaçırılma olaylarının çözüme kavuşma süreci başlar.



Martyrs, yönetmenin kendi tanımı ile insanın çektiği acı ve ızdırap üzerine bir yapım idi. Çok sert işkence sahnelerine ev sahipliği yapmasını rağmen Laugier ısrarla işkenceyi değil acıyı ön planda tutmak istediğini belirtmişti. The Tall Man ise her bakımdan daha farklı bir yapım. En baştan söyleyelim, aşırı şiddet veya kan içeren sahnelere pek yüz vermiyor. Daha çok, küçük bir kasabada geçen gizemli kaçırılma olayları üzerinden sistem eleştirisi yapma gayretinde.

The Tall Man, korku sinemasına aşina bünyelere fazlasıyla tanıdık gelecek birkaç öğeden oluşan, küçük ama basit bir korku filmi gibi başlıyor. Sırlarla dolu küçük bir kasaba ve en başta doğaüstü bir figür olarak sunulan Tall Man karakteri etrafında dönen bir hikayeyi anlatacakmış gibi yapıyor. Ancak kazın ayağı öyle değil. Devamlı yön değiştiren The Tall Man, bol sürprizli bir anlatım diline dört elle sarılıyor ve kolayca tahmin edilemeyecek sırlarını sırayla açık ettikçe izleyenleri şaşırtmayı başarıyor. Bu anlatım dili doğal olarak izleyeni, her an yeni bir sürpriz gelişme olacağına dair daimi bir beklentiye sokuyor. Bu sayede merak duygusunu filmin bütününe yayarak ilgiyi zirvede tutmaya çalışan The Tall Man’in bu amacına ulaştığını söylemek mümkün.



Filmle ilgili sevmediğim iki nokta var. Birincisi Tall Man karakteri ve etrafında oluşan doğaüstü fenomene yeterince yer verilmemesi. Gerçi finalde Tall Man sembolik olarak bir yerlere oturuyor ama gene de onun üzerinden korku öğeleri daha baskın bir hale getirilebilirdi. İkincisi ise son kısımdaki didaktik anlatım. Filmin genel havasına pek uygun düşmeyen bu bölüm, bana Ümit Ünal’ın Nar’ını (2011) anımsattı. Nar’ı da o didaktik monologlar serisinden oluşan kısım hariç çok sevmiştim.

Bütün senaryo, Jessica Biel’in canlandırdığı karakter üzerine kurulu olduğu için, onun performansı filmin başarısındaki en belirleyici unsurlardan biri olacaktı. Biel, karakterin değişimlerini inandırıcı bir oyunculukla veriyor ve kendinden beklenen katkıyı sağlamakta zorlanmıyor.

The Tall Man, hakkında ne kadar az şey bilirseniz, o kadar fazla keyif alacağınız bir film. Pascal Laugier ismine aldanıp Martyrs tadında bir ‘işkence pornosu’ daha izleyeceğiniz yanılgısına düşmeyin. Finale kadar devam eden ‘twist’ silsilesi sayesinde, merak duygusunu başarıyla kaşıyan The Tall Man, gizemli öykülerden hoşlananlar için yerinde bir tercih olacaktır. (5/10)


.

23 Kasım 2012 Cuma

Gezici Festival’de Türkiye Sineması 2012



Gezici Festival, Türkiye Sineması 2012 bölümünde, usta yönetmenlerin beklenen filmlerinden yeni yönetmenlerin ödül alan filmlerine, ülkemizde bu yıl çekilen uzun metrajlı filmlerden derlenen zengin bir seçki sunuyor. Türkiye’de kadın olma durumu, yakın tarihimizle hesaplaşma ve Anadolu’nun öteki yüzüne bakan filmlerin yönetmen ve senaristleri Gezici Festival’in Ankara galalarında izleyicilerle bir araya gelecek. 



Gezici Festival’in ilk konuğu, 30 Kasım’da Zerre filminin senarist ve yönetmeni Erdem Tepegöz ve yapımcısı Kağan Daldal olacak. 1 Aralık’ta Lal Gece filminin gösterimi sonrası yönetmen Reis Çelik; Babamın Sesi’nin gösteriminden sonra da filmin senarist ve yönetmenlerinden Orhan Eskiköy izleyicilerle buluşacak. 2 Aralık’ta yönetmen ve senarist Ali Aydın, Küf filminin gösterimine katılacak. Gezici Festival, 3 Aralık’ta Araf’ın senarist ve yönetmeni Yeşim Ustaoğlu’nu, 4 Aralık’ta ise Devir filminin senarist ve yönetmeni Derviş Zaim’i konuk edecek.
 
Geçtiğimiz yıl da Gezici Festival izleyicisiyle buluşan Zeki Demirkubuz, son filmi Yeraltı’nın 5 ve 6 Aralık’taki gösteriminden sonra izleyicilerin sorularını yanıtlayacak. Festivalin Ankara’daki son gününde ise, Şimdiki Zaman filminin yönetmeni ve senaristi Belmin Söylemez ile filmin senarist ve yapımcısı Haşmet Topaloğlu festival izleyicisiyle bir araya gelecek.

Kadın yönetmenler ve Türkiye’de kadın olma

Gezici Festival, iki kadın yönetmenin bakışıyla aşkı, cinselliği ve kadın olmayı sorgularken; Türkiye’de kadın olma durumuna da en yeni örneklerle bakıyor. Antalya’da En İyi İlk Film ve Yönetmen de dahil dört ödül kazanan, Erdem Tepegöz’ün yönettiği Zerre, bir kadının küçük kızı ve annesiyle hayata tutunma çabasını anlatıyor. Cüneyt Cebenoyan’ın gerçekçiliğini Dardenne Kardeşler’in anlatımıyla karşılaştırdığı film, işçi sınıfına alışılmadık bir bakış sunuyor.



Adana’dan üç ödülle dönen, Belmin Söylemez’in yönettiği ve senaryosunu Haşmet Topaloğlu’yla birlikte yazdığı Şimdiki Zaman, bir kadının yaşamındaki tıkanıklığa ve şimdiki zamandan kurtulma çabasına bakıyor. Sanem Öge, kendisine Istanbul’da En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandıran Mina rolünde kahve fincanlarında başkalarının falına bakarken, kendi geleceğini de arayan bir kadını canlandırıyor.

İnan Temelkuran’ın Kristen Stevens’la birlikte yönettiği belgesel Siirt’in Sırrı, milli güreşçi Evin Demirhan’ın öyküsünü anlatıyor. Altın Koza’da üç ödül ve Antalya’da En İyi Belgesel ödülünü kazanan film, Evin’in bir yandan Türkiye’nin küçük bir şehrinde yaşayan, diğer yandan da dünya arenasında başarıya koşan genç bir kız olarak portresini çiziyor.

Yeşim Ustaoğlu, Adana, Moskova, Abu Dhabi ve Tokyo’dan ödüllerle dönen filmi Araf’ta geçmişle geleceğin arasına sıkışmış yaşamlar süren Zehra ve Olgun’un olgunlaşma hikayesini trajik bir aşkla harmanlayarak anlatıyor. Ustaoğlu, bir kez daha hüzünlü insan hikayelerinden yola çıkarak toplumsal dönüşüme ayna tutuyor.

Yakın tarihimizle hesaplaşma

Bu bölümde gösterilecek ödüllü iki film, Türkiye’nin yakın tarihinin karanlık yüzüne yürek parçalayan insan hikayeleriyle bakıyor. Venedik Film Festivali’nde Geleceğin Aslanı ödülünü alan Ali Aydın’ın yönettiği Küf, 18 yıldır oğlundan haber alamayan bir babanın hüzünlü öyküsünü anlatıyor. Yalnız bir demiryolu çalışanı olan Basri’yi sade ve iz bırakan oyunculuğuyla Ercan Kesal canlandırıyor.



Orhan Eskiköy ve Zeynel Doğan’ın Altın Koza’dan En İyi Film ve Senaryo ödülleriyle dönen filmleri Babamın Sesi de bu bölümde gösterilecek. Eskiköy ve Doğan, Maraş Katliamı’nın etkisi ve Türkiye’nin asimilasyon politikalarına Kürt-Alevi bir ailenin hikayesi üzerinden bakıyor.

Anadolu’nun öteki yüzü

Türkiye Sineması 2012, Anadolu’nun koyun çobanlarını, Güneydoğu Anadolu’nun taşlaşmış feodal düzenini ve puslu bir Ankara’yı üç usta yönetmenin kendi özgün bakışlarıyla anlatıyor. Reis Çelik, Berlin’de Kristal Ayı kazanan son filmi Lal Gece’de Anadolu’nun kadını yok sayan ataerkil ve feodal yapısına alışık olmadığımız bir pencereden bakıyor. Çelik, 14 yaşında bir kızla yaşlı bir adamı zifaf odasına koyuyor ve kamerasını film boyunca giderek gerilen bu odadan ayırmıyor.



Zeki Demirkubuz, St. Petersburg’da İzleyici Ödülü, Osians’ Cinefan’da En İyi Asya Filmi Ödülü ve Istanbul’da beş ödül alan filmi Yeraltı’nda Dostoyevski'nin "Yeraltından Notlar" adlı eserini çarpıcı bir uyarlamayla günümüz Ankara'sına aktarıyor. Engin Günaydın, takıntılı, içine kapanık devlet memuru Muharrem’in çöküşünü izleyiciyi sarsan bir gerçekçilikle veriyor. Derviş Zaim, son filmi Devir’de kamerasını Anadolu’ya ve doğanın döngüsüne çeviriyor. Burdur’un Hasanpaşa ilçesinde yaklaşık 750 yıllık bir geçmişi olan koyun yıkama şenliği etrafında gelişen film, üç koyun çobanı üzerinden yöre insanlarını ve yöre hayatını gözler önüne seriyor.

Ankara Sinema Derneği tarafından T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla düzenlenecek Gezici Festival 30 Kasım–10 Aralık 2012 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak. Festival her yıl olduğu gibi Ankara’dan başlayacak, 30 Kasım–6 Aralık’taki gösterimlerin ardından 7-10 Aralık tarihleri arasında geçtiğimiz yıl da festivale ev sahipliği yapan Sinop’a, Sinop Valiliği, Sinop Belediyesi ve Sinop Kültür ve Turizm Derneği’nin katkılarıyla  konuk olacak. 


.

22 Kasım 2012 Perşembe

İzmir Kısa Film Festivali

Sinema Üstadı Krzysztof Kieslowski’nin Kısa Belgeselleri  İzmir’de.

Geride bıraktığımız 13 yılda, Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali Türkiye’nin en önemli kısa film festivali olmuştur. Uluslararası İzmir Kısa Film festivali ilk kez 2000 yılında  düzenlenmiş ve o günden bu yana Türkiye’nin en önemli kısa film festivallerinden biri olmuştur. Festivalin, düzenlendiği İzmir’in tek sinema festivali olma özelliği büyük önem arz etmektedir.



Her yıl uluslararası ve ulusal kategorilerde kısa filmlere Altın Kedi Ödülleri veren festival, yurtdışından ve Türkiye’den sinema dünyasında önemli ve isim yapmış kişileri jürisine davet ederek kısa filmin gelişimi açısından rekabete dayalı ortam yaratmıştır. 

Yarışmalı bölümünün yanı sıra; Türkiye’den ve dünyadan o yılın panoramasını çizmek amacı ile özenle seçilmiş filmler gösterime alınmakta ve sinemaseverlerle buluşturulmaktadır.

Film gösterimleri paneller, söyleşiler, sergiler ve başka etkinliklerle de desteklenmektedir. Bu açılardan Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali seyirciyle en fazla kaynaşan, kitlelere en başarılı şekilde ulaşan film festivali olma özelliğini de korumaktadır.

Film gösterimlerinin önemli bir kısmı filmlerin ekip ve oyuncularının da katılımıyla gerçekleşmektedir. Festival böylelikle sinemacı ve seyircileri bir araya getiren önemli bir buluşma noktası olmaktadır.

13. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali

Uluslararası İzmir Kısa Film Festivaline bu yıl 71  ülkeden 2000'den  fazla  film başvurmuş olup 42 ülkeden 175 film seçilmiştir.

Festival etkinlikleri Kültür Bakanlığının ve Başbakanlık Tanıtma Fonunun önemli katkıları ve  Fransız Kültür Merkezi, Goethe Enstitüsü ve İKSEV ile işbirliği içinde  İzmirli sinema severlerle Fransız Kültür Merkezi'nde buluşacak.

Bu yıl festival izleyicileri Oscar, Bafta, Cannes , Berlin ve diğer önemli festivallerde ödül kazanmış filmlerin yanı sıra, ilk kez gösterime giren filmlerle de buluşacaktır.

Festivalde bir başka ilgi noktası Cannes 2011 film festivali yarışmasında "Quinzaine" ve "Cinefondation" yarışmalarına katılan filmlerden oluşan bölümdür.

Avrupa Film Akademisi ile işbirliği çerçevesinde 2012 yılında Avrupa Film Akademisi ödülü için yarışan bir çok film de programda bulunmaktadır. 

Altın Kedi Ödülleri 2012

Festivalin ulusal kategorisinde 10 film, Uluslararası kategorisinde ise 12 film  Altın Kedi ödülü için yarışacak. 

Genç Oyunculara Altın Kedi Ödülü…

Ulusal filmler alanında “Genç oyunculara destek verme ve tanıtımlarına katkıda bulunma amacı ile yeni bir dal tesis etti” ve “Genç ve umut veren oyuncuları” ödüllendirmeye karar verdi.

Krzysztof Kieslowski kısa filmleri festivalde…

Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, programında en büyük sinema ustalarının eserlerine de yer vermektedir, bu yıl Krzysztof Kieslowski’nin 1969-1980  yılları arasında yapmış olduğu belgesel kısa filmler de izleyicilerle buluşacaktır. 

Kısa Film Festivallerinde bir ilk : Kısa Film Marketi

Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, yenileme geleneğine bir katman daha ekleyerek, kısa filmcilere, kısa film festivalcilerine, programcılarına ve tüm sinema severlere yeni bir hizmet sunuyor.

13. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali, 21-25 Kasım tarihlerinde Market için özellikle seçilmiş  filmleri bilgisayar ortamında tüm ziyaretçilerine sunacaktır. Sinema severler Fransız Kültür Merkezinin kütüphanesinde bulunan bilgisayarlarda dünyanın her köşesinden gelen kısa filmlerle buluşma imkanına sahip olacaktır.

Canlı piyano müziği eşliğinde film gösterimi 

Dr. Caligari’nin Muayenehanesi (Das Cabinet des Dr. Caligari), Robert Wiene’nin yönettiği 1920 yapımı Alman dışavurumcu filmdir. Sessiz sinema döneminde çekilmiş ve siyah beyaz olan film  Alman Dışavurumcu akımının ve Alman Sineması Klasiklerinin  daha sonra yapılmış olan filmlerin üzerinde en çok etki uyandıran filmlerindendir.

Filmin gösterimi, İKSEV ve Goethe Enstitüsü ile işbirliği içinde gerçekleşecektir. Usta müzisyen Zafer Çebi filme piyano ile eşlik edecektir.

Söyleşiler…

13.Uluslararası Kısa Film Festivali, bu yıl sinema severleri ve genç sinemacıları, dünya kısa film piyasasında kilit noktalarda bulunan kişilerle buluşturuyor.

Dünya Sinemasında Perspektifler Phillipe Jalladeau
Short Fim Corner Cannes festivali  Alice Kharoubi
Ayrıca yönetmen Ümit Ünal seyircilerle son yazdığı kitap üzerinde sohbet edecek: Işık Gölge Oyunları  Ümit Ünal


.

20 Kasım 2012 Salı

Elemiyoruz, ellemiyoruz!

2. El Film Festivali

‘Elemiyoruz, ellemiyoruz’ sloganıyla yola çıkan ve 20-24 Şubat 2013 tarihleri arasında yedincisi düzenlenecek olan ANKAmall 2. El Film Festivali bu kez ritim konsepti ile sinemaseverlerle buluşacak. Festivale film başvuruları ise 22 Ocak 2013 tarihinde son bulacak.



Yedi Notanın Dördüncüsü!

2013 yılı için belirlenen ritim konsepti doğrultusunda; film başlıklarını yedi nota üzerinden kategorilendiren festivalde; ilk nota DO-Denedin Olmadıysa, ikinci nota RE-Reddettiler Elendiysen, üçüncü nota ‘Mİ-Mantığına İnanmadılarsa’ sloganı ile açıklanmıştı. Dördüncü nota ise ‘FA-Farkını Anlamadılarsa’ başlığı ile festival seyircisinin karşısına çıkacak.

Ahde Vefa Gecesi!

Festival komitesi iki senedir düzenlediği ahde vefa gecelerinin devamını bu sene de getiriyor. 8 Aralık 2012 tarihinde M1886 Sanat Galerisi’nde düzenlenecek olan geceye sinemaseverler, kısa filmciler ve festival destekçileri davet edilecek. Gecede festivallerin filmleri elememesi dileği ile 77 adet dilek feneri havaya bırakılacak.

Festivale El Verenlere Meyve Veriyoruz!

Festival komitesi daha önce altı yıl boyunca festivale katkı ve katılım sağlayan 77 sinemacı adına kızılçam dikerek ‘El Ele Ormanı’ adında bir hatıra ormanı oluşturulacağını açıklamıştı. Festival şimdi de, festivale el veren ve düzenlenmesi için elinden geleni yapan destekçileri için hatıra ormanı yapmaya karar verdi. Festivalin kurumsal destekçileri için oluşturulacak olan ‘El Verdik’ adındaki bu hatıra ormanı meyve ağaçlarından oluşacak ve dikilmesi için arazinin iklim şartları ve toprak yapısı doğrultusunda elma, kayısı ve ceviz ağaçlarından biri seçilebilecek. Bu ormanın festival destekçilerine küçük bir teşekkür niteliği taşıması ve ağaçlar meyve verdikçe destekçilere ulaştırılması amaçlanmaktadır. Orman Ankara’nın doğusunda yer alan, şehir merkezine 50 km uzaklıktaki Elmadağ ilçesinde 23 Şubat 2013 tarihinde oluşturulacaktır. Bu hatıra ormanında yer alacak olan kurumsal destekçiler şöyle: Kültür ve Turizm Bakanlığı, ANKAmall, Ece Türkiye, Çankaya Belediyesi, Büyülü Fener Sineması, Cosmic Creative, Siyav Otel, Sudem Restorant, Hermes Ofset, ODTÜ Mezunlar Derneği, Odtülü Malatyalılar Derneği, M1886 Sanat Galerisi, Eski-Yeni, Beşli Hukuk Bürosu, Ergül Danışmanlık, Limak Holding, CarrefourSA İzmir, Gizem Turizm, Mardin Sinema Derneği, Haminne Network, Marmara Park, NTV SPOR, Age Holding, Dream TV, Hollanda Büyükelçiliği, Amerika Büyükelçiliği, Adam Film, Galata Film, PTT Film, Arka Pencere, Aylak Madam, Beyazperde.com, Cinedergi, Film Arası, Kelle Koltukta Creative, TMMOB, Mülkiyeliler Birliği, Modern Zamanlar, NTV Spor, Ötekisinema.com, Radyo Bilkent, Radyo Hacettepe, Radyo Vizyon, Roxanne Pub, Sadibey.com, Sinemakavram, Sinetopya, Tersninja.com, Kavaklıderem Derneği, Yıldırım Mayruk Moda Evi, Yamak Strategy.


.