18 Ocak 2011 Salı

Tomorrow, When the War Began (2010)

Tomorrow, When the War Began 2010 yılı mahsulü Stuart Beattie tarafından yönetilmiş olan Avustralya / ABD ortak yapımı bir film. John Marsden'in romanından gene Stuart Beattie tarafından sinemaya uyarlanmış. Beattie'nin yönettiği ilk film, ama kendisini yazdığı senaryolar ile yakından tanıyoruz. G.I. Joe: The Rise of Cobra (2009), Australia (2008), 30 Days of Night (2007), Derailed (2005), Collateral (2004) gibi filmlerin senaryo takımlarında görev aldı.



Avustralya'da bir kasabada yedi arkadaş haftasonunu geçirmek üzere Hell (Cehennem) adını verdikleri ama isminin aksine cennete daha yakın, dağların arasında, gözlerden ırak, sessiz sakin doğa harikası bir nehir kenarına (ki Avustralya'da böyle yerler bulmak zor olmasa gerek) kamp yapmaya giderler. Tesadüfe bakın ki tam o esnada Avustralya, görünüşlerinden Asyalı olduğu anlaşılan, ama ismi zikredilmeyen bir ülke tarafından işgal edilir. Kasabaya dönen gençler neler döndüğünü anlamakta gecikmez. Kasabadaki herkes işgalci kuvvetler tarafından kasabanın merkezine toplanmış, esir alınmıştır. Gençler, Cehennem ismini verdikleri yeri gizli sığınakları haline getirip işgalci kuvvetlere karşı savaşmaya karar verirler.


Tomorrow, When the War Began'ın (TWWB) konusu büyük ölçüde seksenlerin efsane filmlerinden, ülkemizde de video kaset furyası döneminde bir hayli popüler olan Red Dawn'ı (1984, y.John Milius) anımsatıyor. Red Dawn'da kasabalarını (dolayısıyla ülkelerini) işgalci Sovyet güçlerine karşı koruyan vatanperver Amerikan gençlerinin mücadelesi anlatılıyordu. Ülkesinin müdafaasını üstlenmiş gençlerden bazıları günümüzün popüler isimleri tarafından canlandırılmıştı. Eğer filmi izlemediyseniz, Patrick Swayze, C. Thomas Howell, Charlie Sheen gibi henüz kariyerlerinin başlarındaki aktörleri izlemek enterasan olabilir.


TWWB'a dönersek; film (ya da roman, ikisinin beraber hareket ettiğini düşünüyorum) seksenlerde ticari anlamda başarılı olmuş bir formülü almış, günümüze uyarlamış. Milliyetçi, şovenist, muhafazakar etmenler özenle filmin içine serpiştirilmiş. Fakat seksenlerde sadece bu kadarı başarılı bir film olması için yeterli iken günümüzde maalesef(!) yeterli değil. Zaman, içi boşaltılmış izm'lerin zamanı. Formül, gişede işleyebilmesi için elden geçirilmiş, günümüzün popüler ögeleri eklenerek dönüştürülmüş. Bunun için de vampir ve kurtadam mitlerinin içleri boşaltılarak formülize edilmiş Twilight serisi örnek alınmış. Yani TWWB için kısaca Twilight'ın aksiyon versiyonu diyebiliriz.


Popüler sinemanın girdiği bu yol düşündürücü. Önce diziler ile hayatımıza girip ufak ufak film izleme zevkimizi öldürdüler. Bu dizi illetine alışmış, düşünmek istemeyen, herşeyi "armut piş ağzıma düş" kolaycılığında almaya alıştırılmış bünyelere hitap eden dizi mantığında (mantıksızlığında) filmler, olmadı seriyaller üretmeye başladılar. Popüler sinema hiçbir zaman bu kadar acınası hallere düşmemişti. Ama aslında bu çok daha vahim bir duruma işaret ediyor. Bu filmler her kesim tarafından yerden yere vuruluyor, iş yapmıyor değil. Aksine bütün dünyada alıcı buluyor, anlayamadığım bir şekilde kendi fan gruplarını oluşturuyor. Yani (her ne yapılmak isteniyorsa) plan gayet başarılı bir şekilde, tıkır tıkır işliyor.


Twilight tadındaki içi boş fecaatleri seven bünyeler Tomorrow, When the War Began'ı da seveceklerdir muhakkak. Uzak durulması gereken filmlerden. (1/10)


Serinin devam filmleri için düğmeye basılmış. Serinin ikinci filminin 2012'de, üçüncüsünün ise 2013'de vizyona girmesi planlanıyor. Bu arada filmde Yunan bir genci Deniz Akdeniz isminde bir Türk'ün canlandırması coğrafyamız adına enterasan bir nokta.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder