7 Kasım 2010 Pazar

Snarveien (2009)

Snarveien 2009 yılı mahsulü Severin Eskeland tarafından yazılıp yönetilmiş olan Norveç yapımı bir film. Detour olarak da bilinir. 1977 doğumlu yönetmenin ilk uzun metraj denemesi.


Lina ve Martin evlenecek olan yakın bir arkadaşlarının düğününde tüketilmek üzere yaptıkları yüklü miktarda alkol alışverişinden sonra İsveç'den Norveç'e dönmek üzere yola çıkarlar. (Anladığım kadarı ile İsveç ile Norveç arasında alkol fiyatları açısından uluslararası seyahat edecek kadar büyük bir fark var.) Yolda kullandıkları yolun polis tarafından kapatıldığını görürler. Polis yolda bir kaza olduğunu, kazayı kaldırmak için yolu kapattıklarını, ama arka yolu kullanarak beklemeden tekrar anayola çıkıp yollarına devam edebileceklerini söyler. Lina ve Martin polisin tarif ettiği şekilde yollarına devam ederler. Pek tekin gözükmeyen bu arka yolda (tabii ki) lastikleri patlar. Bu başlarına gelen ilk kötü olaydır. Ama son olmadığını anlamak için çok fazla beklemek gerekmez.


Sanırım artık korku filmi çekmek isteyenler eskisinden çok daha kolay bir şekilde filmlerini finanse etmek için kaynak bulabiliyorlar. Evet, 2000'li yıllardan bahsediyorum. 2000 öncesinde bazı ülkelere ait bir korku-gerilim filmine rastladığımda bilirdim ki bu filmde mutlaka diğerlerinden farklı bir şey var, (buradaki "bazı ülkeler"den kasıt ABD, Uzakdoğu, İtalya, İspanya gibi türe ait başarılı ve başarısız örnekler ile karşılaşmayı kanıksadığımız ülkeler dışındaki ülkeler oluyor ki tam olarak kendimi ifade edemediğimi farketsem bile böyle bir olgunun en azından benim için varolduğunun altını çizmem şart, misal derseniz hollanda derim, polonya derim, belçika derim.) ya yönetmen işine inanmış dişini tırnağına takıp binbir güçlükle filmi tamamlamış ya da işe güvenen bir yapımcı filme kol kanat germiş, nihayete ermesini sağlamış. Oysa 2000 sonrasına baktığımızda artık bu tip "ülke sineması" kaynaklı tercihlerimde sıkça yanıldığımı söyleyebilirim. İşte Detour da böylesi yanlış tercihlerden biri.


The Texas Chainsaw Massacre (1974, y.Tobe Hooper) ve Hostel (2005, y.Eli Roth) gibi türdeş filmlerden bolca beslenen Detour işin aslına bakılırsa pek yeni bir şey söyleme taraftarı değil gibi duruyor. Halihazırda bolca üretilmiş (tüketilmiş) birbirinin kopyası gibi duran onlarca örnekte kullanılan senaryo tarifini alıp kabaca Norveç sınırları içine tıkıştırmalarından ibaret bir değişiklik için ise pek değişiklik demek mümkün değil, çünkü "sınırlarötesi içki alışverişi" dışında Norveç'e ait olası donelerden eser yok filmde. Hatta filmin dünyanın başka herhangi bir yerinde geçtiğini söylememek için ortada bir sebep yok. (Globalizm? Küreselleşme?) Bu bir eksiklik mi? Değil. Ama bana kalırsa bu formül üzerinden hareket ettiğinizde yerel tatlar taşıyan doneler kullanılmazsa geriye işi sıradan olmaktan kurtaracak hiçbir şey kalmıyor. E zaten amaç hızlı üretim - hızlı tüketim olunca işin (=ticari malın?) kaliteli olması bir nebze geri planda kalıyor gibi. Yeter ki piyasadaki hareket, canlılık dinmesin.


Yazıya bakıldığında film hakkında çok fazla şey söylenmemiş gibi duruyor olabilir. Bunun sebebi söylenecek fazla bir şey olmaması olabilir. Haftasonunuzu şenlendirecek, kafa yormayan, derdi olmayan, eleştirileri güçlü olmaktan uzak, basit ama yapım değerleri üst düzeyde bir korku filmi izlemek istiyorsanız, Detour uğrayabileceğiniz adres olabilir. Ötesi zaten yok. (5/10)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder