9 Ağustos 2010 Pazartesi

La doppia ora (2009)

La doppia ora 2009 yılı mahsulü Giuseppe Capotondi tarafından yönetilmiş olan İtalya yapımı bir film. The Double Hour ismiyle de bilinir. Yönetmen Capotondi'nin ilk (ve an itibariyle tek) filmi. Umarım son olmaz.


Sonia (Kseniya Rappoport) Torino'daki bir otelde oda hizmetçisi olarak çalışmaktadır. Şehre yeni gelmiştir ve erkek arkadaşı yoktur. Bu yüzden speed-dating denen enterasan bir uygulamanın vuku bulduğu çöpçatan bara gider. Burada Guido (Filippo Timi) ile tanışır. Eski polis olan Guido artık büyük bir villanın güvenliğinden sorumludur. Utangaç Sonia ve ketum ama fena romantik Guido kısa sürede kaynaşır. Beraber çıktıkları bir gün Guido, Sonia'yı çalıştığı yere götürür. Tam bu sırada villaya soyguncular gelir ve silahlı çatışma çıkar. Çatışmada Guido ölür. Sonia erken kaybettiği sevgilisinin hayaletini her yerde görmektedir. Olaylar fena halde gelişir.


Yönetmen Capotondi elindeki senaryonun taş gibi olduğunun farkında. Bu farkındalığın yarattığı rahatlık ile film boyunca türden türe atlayarak gerilimi dozaj dozaj artırıyor. Son çeyreğe girerken patlattığı sürpriz (twist) ile "hass..tir" nidaları eşliğinde benim pek sevemediğim finaline dalıyor. (Bakmayın finali sevmediğime falan, yalan, film boyunca o kadar çok sürprizle karşılaşıyorsunuz ki, belki de film boyunca beklenen tek şeyin olduğu kısım final olduğu için bu b.k atmam, yoksa başka bir şey değil.)


The Double Hour, romantik bir filmmiş gibi başlıyor. Bu şekilde giderken filmin dönüm noktası olan soygun sahnesinden sonra birden gerilim (hatta yer yer korku) sularına dalmaya karar veriyor. Filmde genel bir film-noir havasından bahsetmek mümkün. Bunun en önemli sebebi ise başroldeki Guido karakteri. Le samouraï'dan (1967) fırlamış Costello'yu (Alain Delon) anımsattı bana. Bu noktada filmin başrol oyuncuları Kseniya Rappoport ve Filippo Timi'nin isimlerini tekrar anmakta fayda var. Her ikisi de film boyunca aksamıyorlar.


La doppia ora, diken üstünde, meraktan çatlar bir halde film izlemenin ne olduğunu unutanlara hatırlatma amacıyla çekilmiş gibi. Kendinizi böylesi zeka dolu bir gerilimden mahrum bırakmayın. Haa bir de, filmi izlerken nefes almayı unutmayın. (8/10)

2 yorum:

  1. Valla yazdığın pek çok şeye katılıyorum katılmasına ama benim sarsaklığımdan mıdır nedir tam emin değilim, Filmdeki o 'doppia ora' hadisesi biraz havada mı kalmış? Bi de komiktir hayatımın bir yılı boyunca, ne zaman saate baksam hep 'doppia ora'yı yakaladım, şahitlerim bile var. :-)

    YanıtlaSil
  2. Havada kalmak demeyelim, çünkü beni çok rahatsız etmedi. Belki yeterince (ya da beklediğin kadar) üzerinde durulmadığından olabilir böyle söylemen.
    Eee baksana bir yıl boyunca yaşadığın (olağanüstü?) durumun üzerinde daha fazla durulması gerekir diye düşünüyorsundur doğal olarak. :p

    YanıtlaSil