6 Aralık 2009 Pazar

My Sister's Keeper (2009)

My Sister's Keeper 2009 yılı mahsulü Nick Cassavetes tarafından yönetilmiş olan ABD yapımı bir film.


İki çocukları Jesse (Evan Ellingson) ve Kate (Sofia Vassilieva) ile gayet mutlu bir hayat süren Fitzgerald ailesinin hayatı kızları Kate'in lösemi olduğunu öğrenmeleri ile altüst olur. Hastalığı hızla kötüye giden Kate'in nakil yapılması için uygun organlara zamanında ulaşamaması Kate'in doktorunun aileye kayıtdışı bir teklif yapmasına vesile olur. Doktor laboratuar ortamında ihtiyaç duydukları özelliklere sahip olan bir tüp bebek yapmalarını önerir. Baba Brian (Jason Patric) olaya soğuk baksa da anne Sara'nın (Cameron Diaz) baskısına karşı koyamaz ve teklifi kabul ederler ve Anna Fitzgerald dünyaya gelir. Anna (Abigail Breslin) 5 yaşından itibaren ablası Kate için kaba bir tabirle yedek parça deposu işlevi görmeye başlar. Anna 11 yaşına geldiğinde böbreklerinden birisini Kate'e vermek durumundadır. Kate'in iki böbreği birden iflas etmiştir. Bu bitmek bilmeyen tıbbi nakillere karşı daha fazla dayanamayan Anna ailesini dava etmeye karar verir. Vücudunu kullanma hakkının ailesinden alınıp kendisine verilmesini talep etmektedir. Oldukça popüler bir figür olan avukat Campbell Alexander (Alec Baldwin) ile anlaşan Anna, o güne kadar olayın ciddiyetinin farkında olmayan ailesinin herşeyi yeniden düşünmesini sağlayacaktır.


Yönetmen Nick Cassavetes genelde seyretmekten pek haz almadığım türde filmleri bana izlettirmeye devam ediyor. Bilenler bilir, romantik filmlerden uzak dururum oldum bittim. Ama Cassavetes'in yönettiği The Notebook (2004) isimli film bu zinciri kırmayı başarabilmiş nadir filmlerden biridir. E, ne de olsa babasının oğlu. Nick Cassavetes'i sinemaya bakış açımı etkileyen en önemli yönetmenlerden biri olan John Cassavetes'in oğlu olması sebebiyle takip etmeye başladım. (Bir ara John Cassavetes ile ilgili bir iki kelam etmeliyim sanki.) İzlediğim her filminden öyle ya da böyle (babasının filmlerinden olduğu kadar olmasa da) birşeyler aldığımı itiraf etmeliyim. Bu film de onlardan biri.


Zaten filmin okur okumaz insanı etkileyen bir konusu var. Ama film tamamen bu konu üzerine yoğunlaşmıyor. Hemen başında bu dava etme mevzusuna bir dokunduktan sonra Fitzgerald ailesinin hastalık sonrası dönüşen hayatına odaklanıyor. Her karaktere eşit oranda zaman ayırarak hepsiyle içli dışlı olmamızı sağlıyor. Bu sayede bütün karakterler iki boyutlu olmaktan kurtulup canlı kanlı yaşayan bireylere dönüşüyor. (Bu noktada avukat Alexander'ın en şanssız karakter olduğunu düşünmekteyim, biraz da senaryonun gidişinden dolayı kendisi bir parça ikinci plana atılmış gibi duruyor.)


Bunun dışında her anlamda başarılı bir film My Sister's Keeper. Benim gibi türe uzak birini bile ekran karşısına çiviledi. Kaçırmayın derim. (7/10)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder