4 Ağustos 2009 Salı

Franklyn (2008)

Franklyn 2008 yılı mahsulü Gerald McMorrow tarafından yazılıp yönetilmiş olan İngiltere / Fransa ortak yapımı bir film. 1970 doğumlu yönetmenin ilk filmi.


Yakın zamanda izleyip sevdiğim Powder Blue (2009) filmine çok benzeyen bir film Franklyn. Aralarındaki tek fark sinema dili olarak farklı şivelerde konuşmaları. Ama neyse ki Franklyn anlayamayacağımız kadar yerel bir şive kullanmıyor.


Türdeşlerinde olduğu gibi bu filmde de birkaç darbeli insanın birbirinden habersiz süregiden hayatlarından kesitler izliyoruz.
Günümüz, Londra.
Milo (Sam Riley) düğüne birkaç gün kala evleneceği kadın tarafından terkedilmiş olan gerçek aşkın peşinde koşmaktan yorulmuş iflah olmaz bir romantiktir. (Gerçi bu romantikliği üzerine filmde gereğinden fazla vurgu yapıldığından yer yer can sıkabiliyor.) Milo çocukluk aşkı Sally ile yaşamış(!) olduğu kadar saf bir aşkın peşindedir. Peter (Bernard Hill) Londra'nın arka sokaklarında çaresizce kayıp oğlunu aramaktadır. Emilia'nın (Eva Green) annesi (Susannah York) ile arası babası öldükten sonra iyice kötüye gider. Londra varoşlarındaki izbe apartman dairesinde kendine özgü intihar odaklı sanat eserleri yaratma çabası içinde hayatını heba etmektedir.
Belirsiz bir zaman, belirsiz bir şehir.
(Meanwhile City -Bu Esnada Şehri-) Londra'da geçen öykülere paralel olarak dinin egemen olduğu bu belirsiz şehirde yaşayan tek dinsiz olan Jonathan Preest (Ryan Phillippe) dine karşı savaş açmış bir kahramandır. Süper kahraman edası ile taktığı maskesi dışında herhangi bir süper gücü yoktur. Filmin hemen başında yakalanan Preest hapishanede geçirdiği dördüncü yılında bir yolunu bulup hapishaneden kaçar. Onu hayata bağlayan tek bir hedefi vardır: seneler önce kendisine emanet edilen küçük bir kız çocuğunun ölümüne yol açan dini tarikatlardan birinin lideri olan The Individual'ı öldürerek intikamını almak.
Bütün bu renkli karakterler hiç ummadıkları bir zamanda, hiç ummadıkları bir mekanda yollarının kesişeceğini bilmeden hayat mücadelelerini sürdürme gayretindedirler.




Yönetmen McMorrow daha önce defalarca sıkılmadan izlediğimiz bir konuyu almış, önceki örneklerden farklı bir dille o kadar güzel anlatmış ki hayran olmamak elde değil. (yani ben hayran oldum sanki, bilemiyorum.) Powder Blue için yazdığım cümleyi aynen bu film için de tekrar etmek istiyorum. "Eğer Crash (2004, yönetmen Paul Haggis), Magnolia (1999, yönetmen Paul Thomas Anderson), Traffic (2000, yönetmen Steven Soderbergh) gibi filmleri sevdiyseniz bu filmi de sevmemeniz için hiçbir neden yok." Hatta daha fazla sevmeniz için ekstra sebepler var diyerek son noktayı koyayım. (8/10)

2 yorum:

  1. bence 8 bu filme fazla olmuş.. çünkü filmin ortalarında ne olup bittigini çözebiliyor insan

    YanıtlaSil
  2. O şekilde düşünürseniz haklı olabilirsiniz, ama bulmaca değil ki bu. Filmin ortalarında çözdüm, bitti diye düşünmedim hiç.
    Nedense bu tarz filmleri seviyorum. (Yazının içinde benzer tarz filmlerden yeterince isim saymışım...)
    Ve Franklyn diğer örneklerden sinema dili ile ayrılıyor ve "bence" (çok da önemli olmayan sadece filmi izledikten ne kadar sevdiğimin göstergesi olan) 8'i hakediyor.

    YanıtlaSil