9 Haziran 2009 Salı

Xich Lo (1995)

Xich Lo 1995 yılı mahsulü Anh Hung Tran tarafından yönetilmiş olan Vietnam / Fransa / Hong Kong ortak yapımı bir film. Cyclo olarak da bilinir. Ülkemizde Bisikletçi ismiyle vizyona girmişti. Şair rolünde Tony Leung Chiu Wai döktürüyor.


Beni en çok etkileyen filmlerden biridir Cyclo. Film hakkında aklımda kalanlar ile 17 Şubat 1996 tarihinde Beyoğlu Beyoğlu sinemasında filmi izledikten sonra aldığım ufak notların bileşkesinden aşağıdaki kopuk yazı ortaya çıktı. Filmi izlememiş olanlar varsa bu yazıyı okumamalarını tavsiye ederim. Film ile ilgili birçok SPOILER barındırmaktan öte filmin nerdeyse tamamını anlatmaktadır. Arzederim.


Bisikletçi, Kadın Patron'a ait bir bisiklet taksiyi günde 5.000 dong vererek işletmektedir. Ayrıca 200.000 dong tutarında bir depozito ödemiştir. Annesi doğum esnasında, babası ise trafik kazasında ölmüştür. Dedesi ve biri kendisinden büyük diğeri küçük iki kızkardeşi ile beraber sefalet ve yokluk içinde yaşamaktadır. Dede bisiklet lastiği tamir eder, küçük kızkardeş ayakkabı boyar, büyük kızkardeş ise hem evi çekip çevirir, hem de fahişelik yapar. Şair ve iki adamı Kadın Patron ve Mr. Lullaby için çalışır. Şairin burun kanaması belli durumlarda boy gösterir. Anne ve babası yaşamaktadır ama babası onu reddetmiştir. Sebep: pis işlere bulaşması.

Büyük bir savaş sonrası Vietnam'ın Ho Chi Minh City şehrinin genel görünümü bahsi geçen karakterlerin çevresinde gelişen olaylar dizgesi ile çarpıcı ve şairane bir dille yansıtılır.

Kadın Patron genç yaşta aşık olup evlenmiş, akli dengesi bozuk bir çocuk yapmıştır. Genç kocası evi terkedince dizginleri eline almış, çok sevdiği, deliler gibi bağlı olduğu, durmaksızın bir balık gibi ağzını açıp kapayan oğlu için elinden geleni ardına koymamıştır. Şair büyük kızkardeşe aşık olur ama onu emrinde çalıştırdığı diğer fahişelerden farklı bir yere koyamaz. Büyük kızkardeş bakiredir ve kentin zenginlerinin fantezilerine onlarla yatmadan hizmet eder.


Şairin yıkım süreci acımasız bir müşterinin büyük kızkardeşin bekaretini bozması ile başlar. Şairin intikamı korkunç olur ama rahatlayamaz. Evini, eşyalarını, bütün parasını ve en sonunda kendini yakar. Yangını söndürmek üzere yola çıkan itfaiye araçları başka bir sonun habercisidir. Kadın Patron'un biricik oğlu bu araçlardan birinin altında kalarak can verir. Olayın şahitlerinden biri de kalabalığın arasına karışmış olan büyük kızkardeştir.

Bir gün Bisikletçi'nin bisiklet taksisi çalınır. Aslında çalan kişi Kadın Patron için çalışan başka birisidir. Artık Kadın Patron'un kölesi durumuna düşen Bisikletçi, Şair ve adamları tarafından bir eve kapatılır. İlk olarak ona bir yeri kundaklama görevi verilir. İşini başarıyla yerine getiren Bisikletçi bu iş karşılığında iyi bir para alır. Bundan sonra kendisine verilen her işi yapmaya başlar. En son ondan birini öldürmesini isterler. O gece çok içen Bisikletçi kendinden geçer, bütün vücudunu maviye boyar, başka alemlere dalar. Ertesi sabah çete işlerinden kovulur ama canı bağışlanır. Biriktirdiği para ile yeni bir bisiklet taksi alır. O ve ailesi şehrin kalabalığına karışırken film sona erer.


Filmden akılda kalan çarpıcı sahneleri sıralamak isterim;

*** Karakterlerin çevresinde birşeyler olup biterken arka fonda daima hareket halinde olan bir kent görünümü vardır. Bu hareketi hiçbir dış etken durduramaz. Ne bir kaza, ne bir cinayet, ne de bir hırsızlık vakası. Hiç kimsenin bir diğerinin işine karışmadığı edilgen bir topluluk.


*** Bisikletçi'nin kapatıldığı odada balkona açılan kapının yanında kaçak yapan bir elektrik prizi vardır. Film boyunca üç kişi bu priz sebebiyle çarpılır.

*** Bisikletçi'nin sarhoş olduğu gece odada yaşadıkları başka bir diyara ait masal gibidir: bütün vücudunu maviye boyaması, balıkla yaptığı danslar, boyanın odada akışı, akvaryuma giren kurşun ve suyun odaya akması.


*** Bisikletçi'nin kundaklama olayından sonra pis bir nehire atlayıp kaçarak odaya gelir. Bisikletçi'nin yüzü yakın çekim olarak verilir. Birtakım mikro organizmalar yüzünde hareket etmektedir. Dudaklarının arasından ağzına doğru girenler de cabası.

*** Kadın Patron'un oğlunun kendini sarıya boyaması. Ayrıca öleceği gece itfaiye arabaları ile oynar. Başka bir çocuğun patlattığı torpilden panikler, koşmaya başlar. Bu koşu onu can vereceği itfaiye aracının altına doğru sürüklemektedir.

*** Büyük kızkardeş Şair'in kendini yaktığını öğrenir. Elinde tütsüler ile büyük bir bayramı kutlayan kalabalığa karışıp şuursuzca dolaşmaya başlar. Bu arada iş üstündeki yankesiciler, cebindeki para ile birlikte Şair'in beş yaşındaki halini gösteren fotoğrafı da çalar.

*** Şair'in büyük kızkardeşi bozan adamı damda öldürdüğü sahne. Bıçak yaraları, adamın can çekişi ve kentin gürültüsü birbirine geçer. (Filmdeki tek kötü oyunculuk bu sahnedeki ölen adama ait.)

*** Şair'in kendini yaktığı sahne.

*** Renkler. Bütün filme damgasını vuran renkler. Birçok sahnede herşey ve/veya herkes donuk ve mat renklerin hakimiyetinde iken ani sürprizler ile patlayan canlı renkler. Sarı ve mavi boya, kırmızı elbise, sarı yıkama tası (kurna mıydı o?) gibi.

Son söz: Harika bir film... (9/10)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder