26 Mart 2009 Perşembe

What Just Happened (2008)

What Just Happened 2008 yılı mahsulü Barry Levinson tarafından yönetilmiş olan ABD yapımı bir film. Başrollerde birbirinden ünlü oyuncular boy gösteriyor; Robert De Niro, John Turturro, Robin Wright Penn, Sean Penn, Bruce Willis, Catherine Keener, Stanley Tucci.


Barry Levinson Hollywood semalarına atılmadan önce televizyon dizileri için senaryo yazmaktadır. Birkaç Emmy aldıktan sonra Mel Brooks'un dikkatini çeker ve Brooks'un iki filminin senaryo ekibine katılarak Hollywood'a ayak basar. (1976 tarihli Silent Movie ve 1977 tarihli High Anxiety) Hollywood macerasına senaryo yazarak devam eden Levinson ilk filmini 1982 yılında yönetir. İlk büyük başarısını ismi ile nerdeyse özdeşleşen Rain Man (1988) ile kazanır. Bu dönemde çektiği filmlerin nerdeyse hepsi bir şekilde dikkat çeker; Good Morning, Vietnam (1987), Avalon (1990), Bugsy (1991). Kısa sürede Hollywood'a uyum sağlayan Levinson bu süreçte daha çok ana akım içerisinde kalmaya özen gösterir. Gittikçe düşen bir ivme gösterse de bir şekilde ses getiren filmlere imza atar; Disclosure (1994), Sleepers (1996), Wag the Dog (1997), Sphere (1998). Bu düşen ivme günümüze kadar devam eder. What Just Happened ise bu zincirin şimdilik son halkası.


Barry Levinson senaryo yazarlığından yönetmenliğe derken 1990lı yılların başından itibaren prodüksiyon işine de dalar ki What Just Happened filmi de bir prodüktörün hayatından birkaç günlük bir kesit sunmakta. Ben (Robert De Niro) orta ölçekli bir prodüksiyon firmasının sahibidir. Hayatı kaprisli yönetmen ve oyuncular ile sinema ile uzaktan yakından alakası olmayan para sahibi hevesli yatırımcılar arasında boğuşmakla geçmektedir. Prodüktörlüğünü yaptığı, başrolünde Sean Penn'in (Sean Penn) oynadığı Fiercely isimli filmin çekimleri ve kurgusu bitmiştir. Yönetmen ile yatırımcı filmin finali hakkında anlaşamazlar. Arada kalan Ben, ikisinin arasına bulmaya çalışır. Filmi bir an önce son haline getirip Cannes film festivaline yetiştirme derdindedir. Öte yandan da yeni bir filmin başlangıç süreci ile uğraşmaktadır. Bu yeni filmin başrolünde ise Bruce Willis (Bruce Willis) vardır. Willis bir süredir ortalıkta olmadığından biraz göbek bağlamış, işin kötüsü bir de sakallarını uzatmıştır. Yeni filmin çekimlerine günler kalmış olmasına rağmen Willis sakallarını kesmemekte direnmekte, yatırımcı grup ise sakalların kesilmesini istemektedir. Adamımız Ben bu iki kutup noktasının da arasını yapmakla uğraşır.


Konusu okunduğunda gayet keyifliymiş gibi duruyor What Just Happened. Nitekim keyifli de. Amma velakin film bittiğinde sabun köpüğü gibi geriye pek bir şey kalmıyor. Aslında üzerinde çok da konuşulacak bir film değil. Daha önce defalarca dalınıp çıkılmış bir konuya tekrar dalmaktaki ısrarı anlamadım. The Player (1992, yönetmen Robert Altman), The Producers (1968, yönetmen Mel Brooks) gibi filmlerden sonra pek yavan kalıyor. Aslında filmin geneline sinmiş bir Levinson iddiasızlığı var. Sanırım sorun oradan kaynaklanıyor.


Oyunculuk açısından parlak sahneler barındırsa da etrafta dolaşan bir sürü iyi film varken bununla vakit kaybetmeyin derim. Ama illa seyretmek isteyenlere de engel olmayayım. Özellikle Willis ve De Niro'nun beraber oynadığı sahneler çok lezzetli. (4/10)

20 Mart 2009 Cuma

46-Okunen No Koi (2006)

46-Okunen No Koi 2006 yılı mahsulü saygıda kusur etmediğim yönetmenlerden Takashi Miike tarafından yönetilmiş olan Japonya yapımı bir film. 4.6 Billion Year Love ya da Big Bang Love isimleri ile de biliniyor.


Miike'yi bilenler bilir. (Bilmeyenler için birşey söyleyemeyeceğim, teessüf ve üzüntü belki?) Gene yapmış yapacağını. Bu filmi neden bu kadar beklettim izlemek için bilmiyorum. Hasta olduğum bir ana denk geldi. Bir kere daha izlemem gerekiyor gibi geldi bana.


Hapishanede meydana gelen şüpheli bir ölümü araştırmak gibisinden basit gibi gözüken bir konuyu anlatır gibiyse de, görünüşe aldanmamak gerekir, her Miike filminde olduğu gibi. Bilinmeyen bir zamanda, bilinmeyen bir coğrafyadaki bir hapishanede bir mahkum ölür. Hapishanedeki kahramanımız suçunu itiraf ederek kendisinin öldürdüğünü iddia eder. Olayı araştırmaya gelen iki dedektif olayın anlatıldığı gibi olmadığını farkedip gerçekleri ortaya çıkarma peşinde çabalamaya başlarlar.

Filmdeki birçok şey belirsizlik üzerine kurulu. Mesela kahramanımızın hapse düşme nedeni. Bir gay barda çalışırken kendisine tacizde bulunan birine bir fenalık yaptığından (belki öldürdüğünden) hapse düştüğünü tahmin ediyoruz. Çünkü bu sahneler asla tam olarak gösterilmiyor.

Mekan tasarımı için de birkaç kelime edelim. Belirsizlik burada da devam ediyor. Akla direkt olarak Dogville (2003, yönetmen Lars von Trier) filmini getiren sade sahneler tasarlanmış. Sağa sola serpiştirilen birkaç eşya ile gerçeklikten kopan ama gerçekliği anımsatan eşya tercihleri. Özellikle hapishane avlusunda geçen sahnelerin seyir keyfi üst düzeyde. Hapishanenin hemen arkasındaki füze rampası, hemen ötedeki güney amerikadan kopup gelmiş gibi duran tapınak ya da gökyüzünün hayal kurmaya müsait renk ve şekilleri. Avlu sahnelerinin tamamında görsel bir orgazm vaadediyor Miike.


Konusu okunduğunda filmin ana sorunsalı gibi duran katil kim sorusu filmde en az ilgilendiğim şey oldu. Ki zaten final sahnesi gelmeden çok önce kolaylıkla tahmin edilebilen bir sona sahip. Bu yüzden yönetmenin daha çok Gozu (2003) ya da Izo (2004) gibi filmlerinden keyif alanların bu filmi daha çok seveceğini düşünüyorum. Ichi sevip de Gozu'dan nefret edenlerdenseniz 46-Okunen No Koi biraz fazla gelebilir. (8/10)


15 Mart 2009 Pazar

A Personal Journey with Martin Scorsese Through American Movies (1995)

A Personal Journey with Martin Scorsese Through American Movies 1995 yılı mahsulü Martin Scorsese ve Michael Henry Wilson tarafından yönetilmiş olan ABD / İngiltere ortak yapımı bir belgesel. Televizyon için hazırlanmış olan belgesel üç bölümden oluşuyor. Toplam süresi üç saat kırkbeş dakika.


Scorsese ABD sinema tarihinde bir yolculuğa çıkıyor. Bizi de peşinden sürüklediği bu yolculukta sessiz sinema döneminden 60lı yılların sonuna kadar olan süreci ele alarak, sinema tarihine damgasını vurmuş yönetmen ve filmlerden bahsediyor. Süreci nihayetlendirdiği tarih olarak 1969 tarihini seçmesinin sebebi ise basit. O tarihte kendisi de yönetmen olarak bu sürece dahil olduğundan, kendi filmleri ile sektörden arkadaşlarının filmleri hakkında konuşmayı çok dürüst bulmuyor. Bunu da belgeselin sonunda sarfettiği "I wouldn't feel right commenting on myself or my contemporaries." sözü ile açıkca ifade ediyor.

Bahsettiği filmler tamamen Scorsese'nin subjektif seçimi ile belirlenmiş filmler. Bize kendi sinemasını en çok etkileyen kaynakları gösteriyor. Günümüzün en önemli yönetmenlerinden biri olan Scorsese'nin beslendiği kaynakları adım adım takip ederken, öte yandan da ABD kökenli sinema tarihine de hızlı bir bakış atmış oluyoruz.


Her sinemaseverin beğeneceğinden emin olduğum keyifli bir belgesel. (8/10)

14 Mart 2009 Cumartesi

The American Nightmare (2000)

The American Nightmare 2000 yılı mahsulü Adam Simon tarafından yönetilmiş olan ABD / İngiltere ortak yapımı bir belgesel.


John Carpenter, Wes Craven, David Cronenberg, Tobe Hooper, John Landis, George A. Romero gibi korku sinemasının ABD ayağındaki mihenk taşı yönetmenleri ile yönettikleri klasikleşmiş korku filmleri üzerine hoşbeşler ediliyor. Birtakım üniversite profesörleri ile de bu filmlerin analizleri yapılıyor. Bugüne kadar izlediğim en keyifli belgesellerden biri olduğunu eklemek isterim.

Bahsi geçen filmler:
The Last House on the Left (1972)
Shivers (1975)
Night of the Living Dead (1968)
The Texas Chainsaw Massacre (1974)
Dawn of the Dead (1978)
Halloween (1978)

Korku sinemasını az buçuk sevenlerin bile izlemesinde fayda var. (8/10)

10 Mart 2009 Salı

Hak Se Wui Yi Wo Wai Kwai (2006)

Hak Se Wui Yi Wo Wai Kwai 2006 yılı mahsulü Johnnie To tarafından yönetilmiş olan Hong Kong yapımı bir film. Election 2 ya da Triad Election olarak da biliniyor.


Film ilk filmden tam iki sene sonrasında başlar. Yeni başkan Lok'un (Simon Yam) liderlik süresi dolmuş, yeni lider için seçim zamanı gelmiştir. Aynı Big D gibi Lok da koltuğu bırakmak istemez. Değişik kumpaslar kurulur, entrikalar döner, sonunda birileri koltuğa kurulur. Oturan da memnun değildir, oturamayan da. (Oturan Boğa?)

Election 2'nin ilk filmden çok da farklı bir konusu olmadığı açıkca görülüyor. Ama iki film arka arkaya izlendiğinde aslında bir bütün oluşturuyor. İki sene önceki seçimlerde belli bir tavır içindeki kişi ya da grupların bugünkü seçim zamanı geldiğinde nasıl davrandıklarını görmek manidar. Coğrafyamızda meşhur olmuş "dün dündür, bugün bugündür." söz öbeği sadece buralarda değil başka yerlerde de geçerli.


Bir haftasonu oturup Election ve Election 2 kesintisiz olarak izlenirse tadından yenmez derim ben. Filmin Tartan Asia Extreme DVD kapağından alıntılayarak Hong Kong usulü Godfather diyerek bu başlığı nihayetlendireyim. (7/10)

Hak Se Wui (2005)

Hak se wui 2005 yılı mahsulü severek takip ettiğim Johnnie To tarafından yönetilmiş olan Hong Kong yapımı bir film. Election diye çevrilmiş İngilizce'ye.


Johnnie To daha çok aksiyon filmleri ile tanınmış bir yönetmen. Nitekim ben de o şekilde tanıdım, sevdim. Etliye sütlüye çok fazla karışmadan anlatacağı hikayesini olası en hızlı şekilde anlatıp sahneden ayrılmayı sever To. Kısa keser, uzatmaz. Bu da melodram sosuna gereğinden fazla batırılmış uzakdoğu aksiyon filmlerinden sıkılan benim gibi bünyelere ilaç gibi gelmektedir. Am zin (Running Out of Time, 1999), Am zin 2 (Running Out of Time 2, 2001), PTU (2003), Daai chek liu (Running on Karma, 2003), Daai si gin (Breaking News, 2004), Fong juk (Exiled, 2006) gibi filmlerini aksiyon sevenlere gözüm kapalı tavsiye edebilirim. Bu arada dikkat ettim de adamın hep 2000 yılından sonra yönettiği filmleri izlemişim. Bir ara 2000 öncesine de bir dalsam mı ki?

Election diğer To filmlerinden farklı bir film. Bu filmde de Hong Kong ve Yakuza başrolde ama görmeye alıştığımız kora kor bir aksiyondan özellikle sakınılmış gibi. Konusu basit:
Hong Kong'daki bütün çeteler iki senede bir birleşerek bir seçim yaparlar ve başlarına bir lider seçerler. Bu lider şehirdeki bütün çetelerle ilgili her konuda söz sahibi olduğundan büyük bir güce sahip olur. Hiçbir lider iki seneden fazla lider olarak kalamaz ki film tam da böyle bir seçimin arifesinde başlar. Eski lider Big D liderliği bırakmak istemez, tekrar lider olarak kalmak için etrafındaki güçlü çete liderlerine baskı yapar. Bir kısım büyükler ise Lok'u yeni lider olarak görmek ister. Election, bu ikisinin lider olma mücadelesini anlatır.


Favori aktörlerimden Simon Yam filmde Lok rolünde. Kirli İşler ismiyle DVD'sinin de piyasada olduğunu belirtmekte fayda var. Filmin afişine (kapağına) aldanıp aksiyon seyredeceğim diye filme dalanlara biraz sabır gösterip filmi sonuna kadar izlemelerini tavsiye ederim. Tam da memleketimizi seçim rüzgarları sarmışken yakuzalar arası bu garip seçimin aslında diğerlerinden çok da farklı olmadığını görmek ilginç. Bu yakuzaları mı temize çıkarır, yoksa tersi mi bilemedim? (7/10)

9 Mart 2009 Pazartesi

Scourge (2008)

Scourge 2008 yılı mahsulü Jonas Quastel tarafından yönetilmiş olan ABD/Kanada ortak yapımı bir film.


Amerika'nın ücra kasabalarından birindeki eski bir kilisede yangın çıkar. Yangını söndüren itfaiye ekibinden birisi enkaz haline gelen kısımda dolanırken içine bir "şey" girer. İçine giren bu şey adamımızı çok acıktırır. Devamlı geğiren, gaz çıkaran iğrenç biri haline gelen adamımız içindeki şeyi başkasına aktarmak durumundadır. (Neden niye niçin bilemedim.) Filmin bundan sonrası ebeleme şeklinde içlerindeki şeyi diğerine aktaran garip kulların yaşadıklarını izletmekle geçer. Talihsiz kahramanımız ise bir iki olay esnasında posa haline gelmiş içinden şey çıkan vucutların etrafında görülmesi sebebi ile zanlı durumuna düşer. Bir yandan kendisine kafayı takmış olan şerifden kaçarken, bir yandan da şerifin yeğeni olan eski kız arkadaşının yardımı ile laneti çözmeye girişir.

Klişe yağmurunun hiç dinmediği Scourge aslında başarılı (ama ucuz) bir yaratık figürü yaratmasına rağmen senaryo açısından hiçbir gayret göstermediği için bir süre sonra seyretmekten gına gelen bir film haline dönüşüyor. Kendisine işkence etmeyi seven mazo bünyeler için ideal... (1/10)

Arahan Jangpung Daejakjeon (2004)

Arahan olarak da bilinen film Seung-wan Ryoo tarafından yönetilmiş. Güney Kore yapımı film bana daha çok eskiden pazar sabahları seyrettiğimiz fantastik aile filmlerini andırdı.


Aslında daldan dala konan bir film, bir bakıyorsun komedi, bir bakıyorsun aksiyona kayıyor, fantastik birşeylerden bahsediyor derken bir kılıç dövüşünün ortasında buluyoruz kendimizi. Tam bir bulamaç olmuş. Genelde Hong Kong filmlerinden aşina olduğumuz bu kalıp Arahan'ın üzerine birkaç beden büyük gelmiş.


Hafiften konusundan da bahsedeyim; markette çalışan güzel kızımız daha ilk dakikalardan süper güçleri olduğunu bize gösterir. Binalar üzerinde yatay dikey ayırt etmeden uçarcasına koşabilmekte, fırtına atabilmekte (eliyle fırtınacık yaratarak rakibini bayıltabilmekte diye açıklayabilirim sanki), yakın dövüş ve kılıç konusunda ise henüz ustalaşmakta. Babasının da dahil olduğu yedi kişilik bir gruptan geriye 5 kişi kalmıştır. Anahtar dedikleri birşeyi saklamakla yükümlüdürler. Ama yaş kemale erdiğinden kendilerinden sonra anahtarı teslim edecek birini de aramaktalar. Tabii ki Sakar Şakir tadında bir polis memurunun bu iş için uygun olduğu düşünülür. Eğitimine başlanır. Kötü adam gelir. Mücadele başlar. Ölenler kalanlar olur. Sakar polisimiz dünyayı kurtarır. And they lived happily after. Mutlu son... (2/10)

Berbat bir Hafta

Felaket bir hafta geçirdim.
Salı günü başlayan ufak çapta bir gıda zehirlenmesi sonucu genelde evde uyuyarak geçen bu yaklaşık bir haftalık süreçte ayakta olduğum zamanlarda elimdeki filmleri eritmekle meşguldum.


Bundan sonraki yazıların içeriği bu kötü haftamda bana eşlik eden filmler olacak.
Kısa kısa o filmlerden bahsedeceğim.