20 Şubat 2009 Cuma

Ten Minutes Older: The Cello (2002)

It was as if the mountains
when seen through many millenniums
would rise and fall
like waves in water.

The Mythology of Vishnu


Yukarıdaki sözlerle başlayan Ten Minutes Older serisinin ikinci filmi Ten Minutes Older: The Cello 2002 yılı mahsulü İngiltere / Almanya / Fransa ortak yapımı bir film. Ana temanın ilk filmdeki gibi "zaman" olduğu seçkide sekiz adet kısa film yer alıyor. Burda da yönetmenler dertlerini on dakikada anlatmak durumundalar.


Histoire d'eaux:

İlk kısamızın yönetmeni Bernardo Bertolucci pek sevdiğim büyük usta Pier Paolo Pasolini'nin yönettiği ilk film olan Accattone (The Procurer, 1961) filminde yardımcı yönetmen olarak görev almıştı. 1940 doğumlu İtalyan yönetmen ilk yönetmenlik deneyimini ise senaryosunu Pasolini'nin yazdığı La Commare Secca (The Grim Reaper, 1962) ile yaşadı. O günden bu yana an itibariyle 22 adet film yönetmiş durumda. En beğendiğim filmlerinin isimlerini burada anmak isterim: balkon demirlerine sakız yapıştırma sahnesini unutamadığım Ultimo Tango a Parigi (Last Tango in Paris, 1972), Robert De Niro ile Gérard Depardieu'nun karşılıklı döktürdükleri Novecento (1900, 1976) ve bence politik bir başyapıt olan Il Conformista (The Conformist, 1970). Konuyu fazla dağıtmadan ilk kısamıza dönelim.


Özellikle son dönem filmlerinden alışılageldiği üzere rengahenk görselliklerin ustası sayılan Bertolucci bu kısasını siyah beyaz olarak çekmeyi uygun görmüş. Eski bir Hint masalından yola çıkılan hikayede Hintli bir göçmenin İtalya'da yaşadıkları bol bol ileri sarılarak anlatılıyor. Esas kaygı sabırsızlık olunca da bu ileri sarmalar mükemmel bir şekilde yerine oturuyor. Mutlaka izlenmesi gereken bir kısa film. Bu arada başroldeki aktris Valeria Bruni Tedeschi sizce de X-Files dizisinden Ajan Dana Scully'e (Gillian Anderson) biraz fazla benzemiyor mu?

About Time 2:

İkinci kısanın yönetmeni Mike Figgis. Ünlü İngiliz yönetmen Figgis ara ara Hollywood ile flört etmesine rağmen her filmine imzasını atmayı başarabilenlerden. Seçkimizin de ana teması olan zaman ile alakalı Timecode (2000), Figgis dendiğinde aklıma ilk düşen filmi.


Nitekim bu kısa filmde de Timecode ile başladığı deneysel sürece devam ediyor Figgis. Ekranı dörde bölerek anlatıyor derdini. Figgis, bir insan ömrünün çocukluk, ergenlik, yaşlılık ve ölüm gibi belli başlı süreçlerini ekranın dört ayrı köşesinde bazen birbirinin içine geçerek, bazen birleştirerek gösteriyor. Devamlı iletişim çabası içinde olan bu süreçler bunu bir türlü başaramıyorlar. Deneysel fikirlere açık olanlar için.

One Moment:

Jirí Menzel tarafından yönetilmiş olan One Moment seçkinin üçüncü kısa filmi. 1938 doğumlu Çek yönetmen Menzel'in ismini pek sık duysam da bugüne kadar filmleri ile bir yakınlaşmam olmadı.


1920 - 1994 yılları arasında yaşamış olan Çek aktör Rudolf Hrusinsky'nin aktörlük kariyerindeki filmlerden görüntüler eşliğinde bir insanın hayatı boyunca karşılaşabileceği evreler şiirsel bir dille anlatılıyor. One moment diye başlayan film, ten minutes, our life is not a great deal longer diyerek bitiyor. Başarılı bir kısa.

Ten Minutes After:

Ten Minutes After 1938 doğumlu Macar yönetmen István Szabó tarafından yönetilmiş. Özellikle Mephisto (1981) filminin İstanbul'da bir hayli ses getirdiğini hatırlıyorum. (Film Türkiye'de ancak 1990'da vizyona girebilmişti.)


Klasik bir her daim sıkılan ev kadını evlilik yıldönümleri münasebetiyle güzelce bir akşam yemeği masası hazırlamış, kocasını beklemektedir. Kocası eve sarhoş gelir. Gece ummadıkları bir şekilde kabusa dönmek üzeredir.

Açıkcası pek sevemediğim bir bölümdü bu. Aslında neden sevemediğimi de anlamış değilim ya, neyse.

Vers Nancy:

Seçkinin tek kadın yönetmeni olan Claire Denis sıradaki kısayı yönetmiş. Denis enterasan bir yönetmen. Filmografisinden özellikle iki filmi çok severim; farklı bir yamyam hikayesini anlatan Trouble Every Day (2001) ve yalın anlatımıyla büyüleyen J'ai pas Sommeil (I Can't Sleep, 1994).


Bir tren yolculuğu esnasında aksanından göçmen olduğu anlaşılan bir kız ile yazar Jean-Luc Nancy arasındaki zaman-mekan konulu diyalogu izleriz. Nancy, zaman ve mekan kavramları üzerinden göçmenlik ve Avrupalıların kendi memleketlerine göç eden göçmenler hakkında düşündüklerini anlatır. Her güzel sohbeti bitiren şey hep zaman olmuştur, aynı bu kısa filmde on dakikanın yaptığı gibi.

The Enlightenment:

Sıradaki kısanın yönetmeni Volker Schlöndorff. 1939 doğumlu Alman yönetmenin ismi zikredildiğinde eminim pek çok insanın gözü önüne Die Blechtrommel (The Tin Drum, 1979) isimli filmin afişi geliyordur.



The Enlightenment bir karavan parkındaki barbekü partisi görüntüleri üzerine anlatıcının Augustinus (M.S. 354-430) uyarlaması bir metni okumasından ibaret. Ana konu tabii ki zaman ve insanın zamanı algılayabilmesi üzerine. Üç çeşit zaman vardır; geçmişde kalan an, şu anda yaşadığımız an ve gelecekte yaşayacağımız an. Ama bunlardan sadece biri gerçektir. Şimdi. Şu an. Keyifle izlenen bir kısa çekmiş Schlöndorff.

Addicted to the Stars:

Sıradaki kısayı 1946 Yeni Delhi doğumlu Michael Radford yönetmiş. Az ama öz film çekenlerden İngiliz yönetmen. 1984 (1984) ve Il Postino (1994) coğrafyamızda en bilinen ve sevilen filmleri. Ben Asia Argento'nun hatırına B. Monkey (1998) filmini de eklerim bunlara.


Kısa filmimizde uzunca bir uzay yolculuğu sonrası dünyaya dönen iki astronotun hikayesi anlatılıyor. Astronotların ikisi de tanıdık isimler: son James Bond Daniel Craig ve Fine Young Cannibals grubunun (She Drives Me Crazy) solisti olarak da tanıdığımız Roland Gift. Yolculuğun üzerinden dünyada yıllar geçmiş olmasına rağmen Cecil'in (Craig) vücudu sadece on dakika yaşlanmıştır. Cecil, ilk iş olarak küçük bir çocuk iken geride bıraktığı oğlunu görmeye gider. Ama oğlu ölüm döşeğindedir. Radford'dan zaman üzerine hafif bir güzelleme.

Dans le noir du temps:

Son kısa filmin yönetmeni ise Jean-Luc Godard. Godard için söylenecek söz çok. Birkaç başlık sayayım; Les cahiers du Cinéma, À bout de souffle (Breathless, 1960), Anna Karina, Le Petit Soldat (The Little Soldier, 1963), Jean-Paul Belmondo, Une femme est une femme (A Woman Is a Woman, 1961), François Truffaut, Pierrot le fou (1965), the French New Wave, Anne Wiazemsky, Bande à part (Band of Outsiders, 1964), Nicholas Ray...



Godard'dan zamana, insanlığa ve sinemaya acıyan ve hor gören bir bakış. Umutsuz bir bakış.

Sonuç itibariyle serinin ilk filmi Ten Minutes Older: The Trumpet'i aratsa da göz atmakta fayda olan bir eser. (7/10)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder