3 Şubat 2009 Salı

Los Cronocrimenes (2007)

Los Cronocrimenes 2007 yılı mahsulü Nacho Vigalondo tarafından yönetilmiş olan İspanya yapımı bir film. Uluslararası piyasadaki İngilizce ismi ise Timecrimes.


Karısı ile yeni bir eve taşınan Hector daha ilk sahnelerden gördüğümüz üzere sakar bir arkadaştır. Yeni evlerinin tadilatı dışında kalan boş vakitlerinde pek sevdiği dürbünü ile orman manzaralı evinin bahçesinden etrafı gözetlemektedir. O röntgen günlerinden birinde ormanda soyunan bir kadın görür. Daha sonra görüntüyü kaybeder. Merak katsayısı fırlayan Hector çıplak kadın görüntüsünü aldığı yere doğru gider. Kadını çırılçıplak baygın bir vaziyette bulur. Kadının yanına yaklaştığında ne olduğunu anlamadan başı pembe sargıyla sarılı bir adam tarafından koluna makasla darbe alır. Panik halde kaçmaya başlar. Anlamsız bir kovalamaca başlar. Yakınlardaki başka bir eve gelen Hector hiç düşünmeden içeri girer. Girdiği mekân araştırma enstitüsü tadında bir yerdir. İçeride bulduğu bir telsiz ile tanımadığı bir adam tarafından enstitü dahilinde başka bir binaya doğru yönlendirilir. Pembe sargılı adam peşindedir. Gittiği diğer binada bir zaman makinası vardır. Pembe sargılı adamdan saklanmak için zaman makinasının içine girer. Makina çalışır. Hector zamanda tam bir saat geriye gider. Neler olduğunu kavramaya çalışırken kendini işleri daha da karıştırırken bulur.


Son günlerde günümüze daha yakın yıllarda çevrilmiş filmler izliyorum, çok da fazla bir beklentim olmadan. Timecrimes filmini izlemeye başlarken de çok fazla bir beklentim yoktu. Ama ummadığım kadar eğlenceli bir filmle karşılaştığımı söylemeliyim. Zamanda yolculuk fikri her daim ilgimi çeken bir konu olmuştur. H.G. Wells sağolsun The Time Machine isimli romanı ile zamanında beni bir hayli etkilemiş demek ki. Bahsi geçen roman da bildiğim kadarı ile iki defa sinemaya uyarlandı; her iki filmin ismi de The Time Machine, ilki 1960 yılı yapımı, yönetmen George Pal, ikincisi 2002 yılı yapımı, yönetmen Simon Wells ki Simon Wells H.G. Wells’in torununun oğlu. Bu filmlerin ikisi de romandan aldığım keyfi tam olarak veremese de 1960 yapımı ilk filmi ikinciye tercih ederim.


Neyse, sonuç itibariyle mevzu zamanda yolculuk olunca nezdimde bir sıfır önde başladı filme Timecrimes. Filmin hemen başında yakaladığı bu avantajı da filmin sonuna kadar korumayı başardı. Timecrimes aslında tam bir bilim kurgu filmi de sayılmaz. Zamanda yolculuk mevzusunu ufak bir sos olarak filminde kullanmış, eğlenceli bir macera gerilim filmi çekmiş yönetmen Nacho Vigalondo. (Kendisi aynı zamanda hem senaryoyu yazmış, hem de zaman makinasının olduğu binadaki görevliyi canlandırmış.)


Timecrimes ufak bütçesi ile geçtiğimiz senelerde izlediğim Primer (2004, yönetmen Shane Carruth) filmini anımsattı bana. Gerçi Primer’in light sürümü gibi dersek daha doğru olur. Bilim kurgu hastası bünyelere biraz hafif kaçsa da sonuna kadar keyifle izlenen bir film. En azından Jumper (2008, yönetmen Doug Liman) gibi, Next (2007, yönetmen Lee Tamahori) gibi Hollywood kökenli zırva bilim kurgu soslu aksiyonlardan kat be kat üstün olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim.


Hollywood demişken bir de kötü haber vereyim, Hollywood boş durmamış, bu filmin haklarını satın almış. Pek yakında bu filmin de yeniden yapımını izleyeceğiz gibi. (7/10)

PS: Bu yazı daha önce Öteki Sinema'da yayımlanmıştır.

2 yorum:

  1. Ben de bu filmi nerde gördüm diyordum. Burda okumuşum (şaşkınlık anı).
    Bazı filmler insanı 'kötü' mânâda aptal yerine koyarken kimisi 'iyi' mânâda koyar ya (Aç parantez zaten hayat iyi ve kötünün çatışma alanı dğil mi mirim:-p), işte bu film iyilerden biri oldu benim için. Açmak gerekirsek, özellikle pembe sargılı adamın oluşum sürecini bir embesil gibi izlediğimi itiraf etmeliyim ama bundan büyük bir tat aldım doğrusu.
    Velhasıl iyiydi hoştu...

    YanıtlaSil
  2. aynen öyle mirim.
    timecrimes, sakin kafa, bir doz eğlence, bunlar güzel kelimeler.

    sevelim sevilelim diyerek bitirmek istiyorum sözlerimi...

    YanıtlaSil